BİRLEŞİK PROJE(PAVLONYA+BİYODİZEL+BAL ÜRETİMİ) PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 23
ZayıfEn iyi 
Administrator tarafından yazıldı   
Çarşamba, 27 Ocak 2010 20:44

BİRLEŞİK PROJE(PAVLONYA+BİYODİZEL+BAL ÜRETİMİ)

SUNUŞ:

Bilindiği üzere dünya üzerinde enerji kaynakları her geçen gün azalmakta, bu sebeple yeni alternatif enerji kaynakları araştırılmaktadır. Ülkemizin kaynak potansiyeli iyi düzeyde olmasına rağmen, onları tam anlamıyla kullanamadığımız bir gerçek. Petrol ürünlerinde büyük miktarda dışa bağımlıyız. Son dönemlerde petrol fiyatı kamu oyunda sözü edilen konular arasında. Tabii ki, fiyatlar da dünyadaki gelişmelerden nasibini her zaman alıyor. Ham Petrol fiyatlardaki ufak bir artış, alt gelir gurubundakiler için, büyük meblağları sırtlamak anlamına geliyor. Öte yandan ara sıra ve cılız akaryakıt indirimlerinden sonra piyasada yakıt fiyatlarının düşeceği beklentisi ise neredeyse toplumsal bir beklenti haline geldi. Ancak bu beklenti ne yazık ki, bir mucize beklentisi gibi bir şey. Öyle yada böyle, önümüzdeki süreçte petrolün varil fiyatı 70-110$ civarlarında gidip gelecek gibi görünüyor. Bu fiyat bizim için elbette önemli, çünkü birçok farklı alanda petrol ve türevi ürünler kullanıyoruz. Avrupa’da petrolün ağırlığı bazı alanlarda hızla azalıyor ve her geçen gün dizel gibi yakıtlar kullanım yaygınlığını kaybediyor. Bunun yerine BİODİZEL, BİTKİSEL YAĞLAR vb. temiz yakıtlar kullanılıyor. Bu alternatiflerin göze çarpan ilk avantajı ucuz, sürekli yenilenebilir ve üretim kolaylığına sahip olabilmeleri. Örneğin bitkisel yağlarla dizel arasında TÜKETİM FİYATLARI BAZINDA bir kıyaslama yapılırsa;
PetroDizel 2.93YTL/lt civarındayken, nötr kanola yağı KDV dahil piyasa fiyatı 1.80 – 2 TL/lt düzeyinde. Peki, bu 1.80–2 TL/lt düzeyindeki fiyatları çok daha aşağıya çekmek ve yine de kâr sağlamak olası mı?
TABİİ Kİ OLASI. “BUNUN NASIL OLACAĞI, BU ÇALIŞMANIN SON BÖLÜMÜNDE AÇIK ve NET BİÇİMDE ORTAYA KONUYOR.”

Peki, ya performans ve kalori değerleri? Bu noktada avantaj, ELBETTE BİYODİZEL’de. Bitkisel yağların tutuşma sıcaklığı daha yüksek. Bitkisel yağların motor yakıtı olarak kullanılmasıyla ilgili olarak (BİODİZEL İLE İLGİLİ DEĞİL) bu problemi ortadan kaldırmak için şöyle bir çözüm geliştirilmiş; motorda yakıt deposuna ilave küçük bir de diesel deposu var, ilk ateşleme bu depodan diesel yakıtıyla yapılıyor, daha sonra motor belli bir devire ulaşınca bitkisel yağ deposu devreye giriyor ve motor bitkisel yağla çalışmaya devam ediyor.
Bir diesel motorda yapılacak bir takım değişikliklerle, araç’ı BİTKİSEL YAĞ ile de kullanmak mümkün. Bu değişim, kendinin oluşturduğu bu masrafı kısa bir sürede amorti ediyor. Ancak motoru hızla yıpratıyor. Türkiye’nin şimdilik petrolde sınırlı olanaklara sahip olduğunu göz önüne alırsak, bitkisel yağ kullanımının, (BİODİZEL ÜRETİMİNE YÖNELİK OLARAK) ülkemiz ve diğer ülkeler için çok avantajlı bir yenilik olacağını görmemek olası değil.

 

Elbette KALICI ÇÖZÜM; YETERLİ DÜZEYDE BİODİZEL üretiminden ve bu üretimin piyasaya arz’ından geçiyor. YAĞ BİTKİLERİ İÇİNDE KANOLA BİTKİSİ EN AVANTAJLI KONUMDA OLAN BİTKİ, bunu izleyenler ise; ASPİR, AYÇİÇEĞİ, SOYA. Yeşil ve Doğal Kömür Üretiminde çok düşük maliyetli, yüksek kalori değerleriyle(9.500 -10.200Cal/Kg.), ayrıca Benzin'e Alternatif yakıt üretilebilen türler olarak; YEŞİL VE TATLI SORGUM, MİSKANTUS gibi türler de son derece önemli alternatifler.

 

Ancak Türkiye’de bu türlerin fazla ekimi yok.

Elimizdeki olanaklara bakarsak özellikle GAP bölgesinde 1.7 milyon hektar(17 MİLYON DÖNÜM) alanın boş olduğu, hemen dikkatleri çekmektedir. Bu boş topraklardan 2.5 milyon ton KANOLA yağı elde etmek mümkün.
Ancak esas üretim alan kaynağı, TARIMA UYGUN OLDUĞU HALDE; ÜRÜNÜN DEĞERSİZLEŞTİRİLME, İKTİDARA BAĞIMLI KİTLELER YARATMA, ÜRETİMİN TEŞVİK EDİLMEME, MİRAS YOLUYLA ARAZİLERİN KÜÇÜLMESİ VB. NEDENLERLE TOPLAM OLARAK 42 MİLYON DÖNÜM BU ALANIN YENİ BİR DÜZENLEME İLE BU YÖNDE EKONOMİYE KAZANDIRILMASI SONUCU ortaya çıkacaktır.

TÜRKİYE ER YA DA GEÇ BU ALANLARI KAZANMAK ZORUNDADIR. ÇÜNKÜ BU 42 MİLYON DÖNÜM ALANDA EN AZ 5,5 MİLYON TON/YIL YAĞ, YANİ BİYODİZEL ÜRETMEK MÜMKÜNDÜR. Bu husus ülkemizin tarım kapasitesinin tam kullanılması adına da önemli bir nokta aslında. Ülkemizde şu an’a kadar bir takım araştırmalar, makaleler yayınlanmış durumda ve halen yayımlanmaya devam da edilmekte.

Ama buna karşın TÜM DÜNYA’DA hala; ETKİN ve YETERLİ DÜZEYİN ÇOK ALTINDA BİYODİZEL ÜRETİLMEKTEDİR.

FİZİBİLİTE ÖN BİLGİSİ: 01

ALTERNATİF ÜRETİM ve SOSYO-EKONOMİK YÖNDEN BAKILDIĞINDA, ÇİFTÇİLERİMİZİ ÜRETİME DAHİL EDEREK; YÜKSEK ve İSTİKRARLI GELİR ELDE EDECEKLERİ KOLZA (KANOLA) İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLENDİRME:
Yurdumuzda üretilen bitkisel ve hayvansal yağlar tüketimi karşılayacak düzeyde değildir. Yemeklik yağ üretiminde bitkisel yağların önemi çok daha fazla olmasına rağmen, yağ bitkilerinin ekiliş alanları sınırlıdır. Bu da yağ bitkilerinin hasat ve harman işlerinin zor olması ve maliyetteki yükselmelerden kaynaklanmaktadır. Bu bakımdan tohumlarında %38-50 oranında yağ bulunan, tarımı son derece kolay, KANOLA bitkisinin gereken ilgiyi görmesiyle ülkemizde yağ açığının kapatılmasına önemli oranda katkıda bulunulabilir.

Ülkemiz, yılda 500 bin ton bitkisel yağ ithal etmektedir. Nüfus artışına bağlı olarak artan yağ ihtiyacının karşılanabilmesi için yağ üretiminin de artırılması zorunludur. Kanola, bu bitkisel yağ açığının kapatılmasında önemli rol üstlenebilecektir.


Kanola küspesi %67 oranında protein ihtiva etmesi nedeniyle aynı zamanda hayvan yemi için iyi bir hammaddedir. Kanola tohumu hiçbir işlem görmeden besi rasyonuna %10, kanatlı rasyonuna %20 oranında katılarak doğrudan BESİ MATERYALİ olarak kullanılabilir. Aynı zamanda nisan ayından hasada kadarki 4 aylık dönem boyunca çiçekliliğini muhafaza etmesi nedeniyle iyi bir BAL üretim bitkisidir.

Dünyada yaklaşık 220 milyon hektar alanda ekimi yapılan Kanola’nın anavatanı Anadolu'dur. Ülkemiz arazilerinde çok yaygın olarak görülen hardal bitkisi, Kanola’nın yabani formudur. Son yıllarda gelişmiş ülkelerdeki ekimi ve üretimi devamlı artan Kanola, 1970’li yıllarda ülkemiz çiftçisi tarafından üretimi yapılmış bir bitkidir. Ancak 1977 yılında Sağlık Bakanlığının yaptığı kontroller sonucu insan sağlığı için zararlı olduğu bilinen erüsik asit muhtevasının %5 sınırını aştığının görülmesiyle ekimine yasak getirilmiştir. Bununla beraber bitkinin ekonomik ve tarımsal öneminin yanı sıra yağ bileşiminin kalitesine ilişkin bazı gelişmiş ülkelerde yapılan çalışmalar sonucu erüsik asitten arındırılmış yeni çeşitler üretilerek, bizim KOLZA olarak bildiğimiz bu bitki, geçtiğimiz yıllar içerisinde KANOLA adıyla piyasaya sürülmüştür. Kanola, Brasica rapa (Polonya kanolası) ve Brassica napus (Arjantin kanolası) aşılanmasından oluşan ve Kanada'da yetiştirilen Kanola bitkisinin tohumlarından elde edilen bitkisel bir yağdır. İnsanların besinlerle linoleic acid alması gerekir. Çünkü vücudumuz bu linoleic acid’i sentezleyemez. Lifli sebzelerde, fındıkta, tohumlarda, anne sütü, balık (turna, karides, somon, sardalya, ringa balığı) ve tohumlardan yapılan yağlarda (kanola yağı) bulunur. Kanola bitkisinde bu yağ asitleri diğer yağlara oranla daha fazladır. Linoleic acid; merkezi sinir sistemi, göz ve trombositler için gereklidir. Kolesterol seviyesini ve trigliserid seviyesini düşürür. Kan hücrelerinin akışkanlığını artırır, bağışıklık sistemini güçlendirir. Dolayısıyla damar tıkanıklıklarının oluşmasını engeller. Çoklu doymamış yağları daha çok yedikçe en güçlü antioksidan olan E vitaminini alma imkanımız artar. E vitamini, kanola yağı, ayçiçek yağı gibi yağlarda, yumurta ve fındıkta bulunur. Daha az miktarda meyve, sebze, et ve balıkta bulunur. Kanola yağının 2 çay kaşığında 1.9 mg E vitamini bulunur ki; bu da günlük olarak almamız gereken miktarın 1/5’idir. Kanola bitkisinin yetiştirildiği toprağın özelliklerine bağlı olarak, bazı bölgelerde elde edilen yağların, insan vücuduna zarar verebilecek bazı toksik maddeleri içerebileceği şeklinde uyarı yayınları da vardır. Sıfır erüsik asitli kolza, diğer adıyla kanola yağı, doymuş ve yarı doymuş yağ bileşimi itibariyle oldukça sağlıklı ve kaliteli özelliktedir. Sağlık için; zararlı, doymuş yağları, diğer yemeklik yağlara kıyasla %7 ile en düşük oranda, doymamış yağ asitlerini ise zeytinyağından sonra en az miktarda içerir. Buna karşılık kalbin dostu sayılan yarı doy- muş yağları %61 oranında bulundurur ki, bu da yine zeytinyağından sonra en fazla Kanola yağında mevcuttur. İnsan beslenmesinde kullanılacak bitkisel yağların organizmanın normal büyüme gelişimini sağlayacak kalitede olması gerekmektedir. Yağı meydana getiren öğelerden glisorol bütün yağ bitkilerinde aynı, buna karşın yağ asitleri her yağ bitkisinde değişik kompozisyonda bulunmaktadır. Bu nedenle, bitkisel yağların kalitesi ihtiva ettiği yağ asitleri kompozisyonu tarafından belirlenmektedir. Bitkisel yağların en önemli kalite faktörü olan yağ asitleri; türe özgü karakteristik farklılıklar göstermesi, ayrıca içsel ve dışsal faktörlerin etkisi altında sürekli değişime uğrayacağının bilinmesi, özellikle yağ kalite ıslahı çalışmaları ve saflık kontrolünde oldukça önemli kolaylıklar sağlayacaktır.

Kolzada yağ asitleri sentez zincirinde oleik asitten, erusik aside olan döngünün genetiksel olarak bloke edilmesiyle düşük erusik asit içeren genotipler geliştirilmiştir. Erusik asit engellendiğinde doğal olarak oleik asit sentezinde bir birikim ortaya çıkmış, böylece erusik asit tip yağ yerine oleik asit tip kolza yağı (kanola) elde edilmiştir. Son yıllarda laurik asit grubu yağlara alternatif olarak yüksek laurik asit içeren kolza çeşitleri geliştirilmeye çalışılmaktadır. Oleik asitçe zengin olan kolza yağı; hafiflik, yüksek tutuşma sıcaklığı ve tortu bırakmama gib üstün özellikler göstermeleri nedeniyle, YÜKSEK KALİTELİ BİODİZEL ÜRETİMİNİN YANISIRA, kızartmalık yağ üretimi için de ayrı bir önem taşır.

KANOLA TOHUMUNUN DİĞER YAĞLI TOHUMLARLA VERİMLİLİK KARŞILAŞTIRMA TABLOSU:

KANOLA TOHUMU:
Piyasa koşullarına uygun %11 rutubetli normal miktarda yabancı madde ihtiva eden 100 kg kanola tohumunun ekstraksiyonlu işlenmesinde (Ağırlık olarak) elde edilen ürünlerin miktarları;

Hamyağ

(%38 - 42)

Küspe

(%48 - 53)

Zayiat

(% 5 - 10)

Yukarıda belirtilen randımanlara tesir eden unsurlar şunlardır:
1)Rutubetli ve yabancı maddeleri fazla olan tohumların işlenmesinde genellikle bütün randımanlar düşük, kayıp miktarı maksimum olur.
2)İşletme bilgisi eksik ve iyi bir pullama olmaz ise küspede yağ miktarı artar. Dolayısıyla hamyağ randımanı düşük olur.
3) Kanola tohumu depolama esnasında yüksek istif yapılır ve fazla bekletilirse küllenmeler olur, fire nisbeti çok artar.

AYÇİÇEK TOHUMU:
Piyasa koşullarına uygun %11 rutubetli normal miktarda yabancı madde ihtiva eden 100 kg. Ayçiçeğinin kontinüpresyon ve ekstraksiyonlarda işlenmesinde (Ağırlık olarak) elde edilen ürünlerin miktarları;

Hamyağ

(% 38 - 42)

Küspe

(% 42 - 50)

Kabuk

(% 3 – 8)

Zayiat

(% 5 - 10)

Yukarıda belirtilen randımanlara tesir eden unsurlar şunlardır:
1- Rutubetli ve yabancı maddeleri fazla olan çekirdeklerin işlenmesinde genellikle bütün randımanlar düşük, kayıp miktarı maksimum olur.
2- İşletme teknik bilgisi noksan veya iyi uygulanmazsa küspede yağ kalır. Dolayısı ile ham yağ randımanı düşük olur.
3- Ayçiçek tohumu depolarda fazla bekletildiği takdirde vereceği fire ayrıca dikkate alınması gereken etkendir.

SOYA FASULYESİ TOHUMU:
Piyasa koşullarına uygun %13-14 rutubetli normal miktarda yabancı madde ihtiva eden 100kg Soya Fasulyesinin kontinü pres ve ekstraksiyonla işlenmesinde (Ağırlık olarak) elde edilen ürünlerin miktarı;

Hamyağ

(%16-18)

Küspe

(% 72-78)

Kabuk

(% 0- 5)

Zayiat

(% 5-10)

Yukarıda belirtilen randımanlara tesir eden unsurlar şunlardır:
1-Rutubet, yaralı dane, yabancı maddeleri fazla olan soya fasulyesi tohumlarının işlenmesinde genellikle bütün randımanlar düşük, kayıp miktarı maksimum olur.
2-İşletmede ekipman ve bilgi noksanlığı var ise küspede yağ kalır.Dolayısıyla ham yağ randımanı düşük olur.
3-Soya fasulyesi tohumu depolarda fazla bekletildiği takdirde,vereceği fire ayrıca dikkate alınmalıdır.

FİZİBİLİTE ÖN BİLGİSİ: 02

TÜRKİYEDE BİYOKÜTLE KULLANIMI
Türkiye’de klasik biyokütle, yani odun ve tezek, ısı enerjisi olarak ne yazık ki, hala önemli bir orana sahiptir. 1995 yılı verilerine göre odun yaklaşık %30 ve tezek %10 oranında ısı enerjisi içinde pay’a sahiptir. Ancak, son yıllarda azalan ormanlar ve hayvancılıkta görülen gerileme ile doğal gaz, kömür gibi ithal ürünlerin artması bu oranları azaltmaktadır.

Modern biyokütle enerjisi kullanımına geçilmesi ülke ekonomisi ve çevre kirliliği açısından önem taşımaktadır.

Birçok ülke bugün kendi ekolojik koşullarına göre en uygun ve en ekonomik tarımsal ürünlerden alternatif enerji kaynağı sağlamaktadırlar.

Türkiye ise; bu potansiyele, bu olanağı sunan ekolojik yapıya sahip en şanslı ülkeler arasındadır. Enerji üretimine yönelik olarak, modern biyokütle çevrim teknolojilerinin de kullanıldığı çalışmalar küçük ölçekli olarak 1993 yıllarından sonra başlamıştır.

Bunlara örnek olarak Miskantus ve Tatlı sorgum bitkileri üzerinde yapılan çalışmalar gösterilebilir. Bu türler Etanol üretiminde kullanılabilecek türlerdir. İlerleyen bölümlerde bu konu sosyo-ekonomik çerçevede yorumlanarak İfade edilecektir.

Etanol’u, Brezilya örneğinde olduğu gibi Türkiye’de de taşıtlarda benzine seçenek olarak rahatlıkla kullanmak olanaklıdır.

Ayrıca, hava kirliliğinden büyük ölçüde etkilenen bir çok şehirde, biyokütle(Biyo-kömür) ve bunlardan türetilen yakıtların kullanılması ile kükürt dioksit, karbon monoksit ve benzeri zararlı gazların büyük ölçüde azalacağı da açıktır.

BİYOMAS VE YETİŞTİRİCİLİK

• Biomas yetiştiricilik enerji ormanlarına ve enerji bitkilerine bağlı olarak yapılmaktadır. Bu yetiştirici-liğin amacı, modern biomas yakıt hammaddesini elde etmektir. Ormancılık ve tarıma dayalı bu yetiştiriciliğin temelinde enerji çevrimi olarak fotosentez yatmakta, fotosentezle hızlı ve çabuk büyüyen bitkiler üzerinde durulmaktadır(Örneğin; Pavlonya gibi).
• Klasik doğal ormanlardaki ağaç türlerine dayalı verimli baltalıklardan yılda en çok 7 t/ha odun üretmek olanaklı olup, buna göre odun plantasyonunun gücü 2.8 kW/ha kadardır. Ancak, kullanım verimine bağlı olarak özgül güç değeri düştüğünden, buhar üreten odun boylerli tesislerde 1 kW kurulu güç için gereken plantasyon alanı 1.43ha düzeyine yükselmektedir. Enerji ormanlarında ise doğal orman veriminden yüksek verim aranmaktadır. Enerji ormanlarının verimi 15-35 t/ha arasında olup, yetiştiricilik dönemi 4-8 yıl kadardır(Aksatmalı Rotasyon Uygulaması olarak, biz; tomruk kesim süresini; 8yıl, düzenli ve standart kesim aralığını da 2. rotasyondan itibaren 10yıl olarak kabul ediyoruz. “Bkz. BİRLEŞTİRİLMİŞ PROJE” Bölümü).
• Enerji ormanları için uygun ağaç türleri, özellikle onların öze yakın yıllık halkalarını içeren hızla büyüyen genç odunları dikkate alınarak seçilir. Bu seçimde, yerli türlere öncelik vermek koşulu ile bölgeye en iyi uyabilecek türlerin seçiminde iyi sürgün verme özelliğine, ayrıca mantar ve böcek zararlılarına karşı dayanıklı olmalarına(Bu konuda Pavlonya en uygun tür’dür) dikkat edilmeli. Yapraklı ağaç-lar iğnelilerden daha iyi görülmektedir. Çünkü, yapraklıların genç odun büyümeleri, daha yoğun ve yüksek hızda fotosentez yapmaları nedeniyle, daha hızlıdır. Bugün dünyada enerji ormancılığında, karakavak, balzam kavakları, titrek kavaklar, söğüt, okaliptus gibi ağaçlar kullanılmaktadır.
• Odun; yongalanmış biçimde veya brikete dönüştürülerek modern biomas yakıt olarak değerlendirilmekte, kömür termik santrallerinde, yongası, kömüre karıştırılarak kullanılmaktadır. Ayrıca, odundan modern biomas yakıtlar olarak metil alkol, etil alkol, jeneratör gazı ve piroliz katranı elde edilebilmektedir.
• Enerji tarımı ise tek yıllık veya çok yıllık C4 tipi bitkiler ile yapılmaktadır. C4 tipi bitkiler grubuna, Tatlı sorgum, Miskantus, şekerkamışı ve mısır gibi çok çeşitli bitkiler girmekte olup, ürünlerinden etanol, sentetik petrol, gaz yakıt ve katı yakıt elde edilmekte, ısı ve elektrik üretiminde kullanılabilinmektedir. Buğday, arpa, çavdar, şeker pancarı gibi C3 bitkilerinde yıllık üretim 10-30 t/ha.yıl ve birim yaprak yüzeyi başına günlük kuru madde üretimi 50-200gr/m2 yaprak/gün iken, C4 bitkilerinin verimi 60-80 t/ha.yıl ve kuru madde üretimleri 400-500 gr/m2 yaprak/gün düzeyindedir.
• Ayrıca, yine bir yıllık endüstri bitkilerinden yağ üretiminde kullanılan bitkiler de enerji tarımı türleri arasındadır. Enerji bitkileri, yetiştirme sürecinde, ikinci ürün olmalıdır. Yani bu bitkiler ilk ürün(C3) hasadından sonra, aynı yıl içersinde ekilip hasat edilen(C4)2.ürün konumunda olmalıdır. Çünkü, C4 tipi bitkiler diğer bitkilere göre CO2 ve suyu daha iyi kullanmakta, kuraklığa dayanıklı olmakta, fotosentetik verimleri de yüksek bulunmaktadır. Alkol üretiminde en yüksek verim 3500 lt/ ha.ile şeker kamışından sağlanmakta, bunu 3200 lt/ha.yıl ile odun, 3000 lt/ha.yıl ile sorgum izlemektedir. Mısırda bu değer 2000 lt/ha.yıl düzeyindedir.

BİYOMOTORİN ÜRETİMİ ve ÜRETİM SÜRECİ

Bitkisel yağlardan transesterifikasyon reaksiyonu (alkoliz) ile biyomotorin elde edilmektedir. Transesterifikasyon reaksiyonunda yağ, monohidrik bir alkolle (etanol, metanol), katalizör (asidik, bazik katalizörler ile enzimler) varlığında ana ürün olarak yağ asidi esterlerinii ve gliserin vererek esterleşir. Ayrıca esterleşme reaksiyonunda yan ürün olarak monogliseridler, reaktan fazlası ve serbest yağ asitleri oluşur. Biyomotorin üretiminde bitkisel yağ olarak Kanola, ayçiçek, soya ve kullanılmış kızartma yağları, alkol olarak; metanol, katalizör olarak alkali katalizörler (sodyum veya potasyum hidroksit) tercih edilmektedir. Hayvansal yağlar da biyomotorin üretiminde kullanılabilir. Ancak Hayvansal yağlardan elde edilen biyomotorin’ in, sıcak iklim bölgelerinde kullanılması tercih edilmelidir. Çünkü bu yakıt düşük sıcaklıklarda bulutlanır ve akışkanlık özelliğini yitirir. Üretimdeki en önemli nokta biyomotorinin saflık derecesidir. Onun için rafinasyon aşaması çok büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle Biyodizel üretimi yapacak olan tesisler, bizzat kendileri yağlı tohum alımı yaparak kendi yağlarını üretmeye özen göstermelidir.

Biyomotorin, %99 değerin üzerinde, saf üretilmelidir. Aşağıda biyomotorin üretim süreci, basitleştirilmiş şematik şekli ile sunulmuştur.

 


BİYOMAS ENERJİ VE SATIRBAŞI BİLGİLER


• Biyomas (ya da biyokütle) enerji; yetiştiriciliğe dayalı olduğu için yenilenebilir, çevre dostu, yerli ve Yerel/Ulusal bir kaynak olarak önem kazanmaktadır. Biyomas enerji kullanımı klasik ve modern olmak üzere iki grupta ele alınır. Klasik biyomas enerji, konvansiyonel ormanlardan elde edilen yakacak odun, yine yakacak olarak kullanılan bitki ve hayvan artıklarından oluşmaktadır.
• Klasik biyomas enerji kullanımının temel karakteri ilkelden gelişmişine dek çeşitli yakma araçları ile biyomas materyalden enerjinin direkt yanma tekniği ile elde edilmesidir. Sanayileşmemiş kırsal toplumlarda kullanımı yaygındır.
• Modern biyomas, kaynakları, enerji ormancılığı ürünleri ile orman ve ağaç endüstrisi atıkları, enerji tarımı ürünleri, tarım kesiminin bitkisel artıkları ve hayvansal atıkları, kentsel atıklar, tarımsal endüstri atıkları biçiminde sıralanır. Söz konusu biyomas materyaller alçak ve yüksek biyomas yakıt teknikleri ile işlenerek katı, sıvı ve gaz yakıtlara çevrilir. Biyomas yakıtlar odun biriketi ve alkolden, sentetik ham petrole kadar uzanmaktadır.
• Biyomas yakıt üretmek için; piroliz, hidrogazifikasyon, hidrojenasyon, parçalayıcı distilasyon asit ve hidroliz tekniklerinden yararlanılır. Biyomas yakıtlar, ısı ve elektrik üretimi için kullanılabilmektedir. Biyomas yakıtların fosil yakıtlarla karıştırılmış biçimde kullanılmaları da olanaklıdır. Modern biyomas yakıtların birim maliyetleri ile fiyatlarının, fosil yakıt fiyatlarının altında olması gerekir.
• Birincil enerji kaynakları açısından Türkiye'nin enerji bütçesine bakıldığında, son 10 yıldır hemen hemen sabitleşmiş veriler (yılda 18-20 milyon ton odunun üretilip tüketildiği) görülmektedir. Kesin istatistik veriler olmamakla birlikte hayvan ve bitki artığının (açık deyişle tezeğin) üretim ve tüketimi son 10 yılda ancak, 11 milyon tondan 5,5 milyon tona indirilmiş durumdadır. Söz konusu tüketim için ormanların üretim kapasitesinin iki katı zorlanmakta, topraklarımız için son derece önemli bir tarımsal girdi olan hayvan gübresi de bu arada yakılarak yok edilmektedir. Geçmişten bu yana süren bu klasik ve ilkel biyomas kullanımı, dünya ortalaması altında enerji tüketen Türkiye'nin enerji sektörünün yeterince gelişmediğinin ve yetersizliğinin bir başka kanıtıdır. 1997 yılı verilerine göre yerli enerji üretiminin % 25.5'i odun ve tezekten sağlanmış, toplam birincil enerji tüketimi ise % 9.8'i odun ve tezekle karşılanmıştır. Bu veriler bugün hala üç aşağı beş yukarı aynıdır.
• 1991-1996 yıllarında uluslararası kuruluşlar ve büyük şirketlerin yaptırdıkları ciddi araştırmalara göre, 2025 yılında dünya genelinde biyomas’dan sağlanacak enerji, Dünya Enerji Konseyi'nin -Survey of Energy Resources- 1998 Raporu'nda 1.339,3 Mtep ile 3.291,5 Mtep arasında bildirilmiştir. En düşük öngörüm Dünya Enerji Konseyi'ne aittir. Dünya Enerji Konseyi raporlarında 2020 yılında yeni ve yenilenebilir kaynaklarla enerji talebinin minimum %3-4, maksimum % 8-12' sinin karşılanabileceği belirtilmektedir. Ortaya konulan senaryoya göre modern biomas ile sağlanacak enerji, jeotermal enerjinin 6.4 katı, rüzgar enerjisinin 2.6-3 katı, güneş enerjisinin 1.6-2.2 katı olabilecektir.
• Görüleceği gibi en büyük pay modern biyomas'a ayrılmıştır.

 

YILLARA GÖRE TÜRKİYE’NİN ENERJİ ÜRETİM – TÜKETİM ve İTHALATI İLE,
ENERJİ ÜRETİMİNİN, TÜKETİMİ KARŞILAMA ORANI AŞAĞIDAKİ TABLODA GÖSTERİLMİŞTİR

BU TABLO BİZE NET BİÇİMDE ENERJİ AÇIĞIMIZI ve GELECEKTE DAHA DA ARTACAK OLAN ENERJİ TALEBİMİZİ KARŞILAYABİLMENİN EN BELİRLEYİCİ YOLUNUN BİYOMAS’TAN GEÇTİĞİNİ İFADE EDİYOR. BU DA, HALEN BOM BOŞ BİÇİMDE, KULLANIM DIŞI 42 MİLYON DÖNÜM ARAZİMİZİN HEMEN ÜRETİM SÜRECİNE SOKULMASININ ACİLİYETİ ANLAMINDADIR.

BİYOMOTORİN ve TÜRKİYE

Günümüzde Avrupa Birliği kapsamında enerji tüketiminin %2-3'ü biyomasdan karşılanmakta olup, bazı AB ülkelerinde biyomas’ın payı %10-16 düzeyinde bulunmaktadır. Ancak, ilkel tezek kullanımı bu ülkelerde hiç yoktur. 2020 yılında modern biyomas enerji üretiminin ABD'de 235-410 Mtep, Almanya'da 11-21 Mtep, Japonya'da 9-12 Mtep olması planlanmıştır. (Bu ülkelerde yıllık güneşli gün sayısı -ABD Hariç- , bizdekinin 1/3’ünden daha azdır. Öte yandan ekime uygun arazi büyüklükleri de bize göre oldukça küçüktür. O nedenle Ülkemizde enerji tüketiminin biyomas’dan karşılanma oranın payı çok ciddi düzeylerde olacaktır) Oysa, Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı'nın Türkiye için 2020 yılına kadar uzanan planlama ve projeksiyonlarında modern biyomasa hiç yer verilmemektedir. Biyomotorin ısıl değeri motorinin ısıl değerine oldukça yakın değerde olup, biyomotorinin setan sayısı motorinin setan sayısından daha yüksektir. Öte yandan biyomotorin kullanımı ile motorine yakın özgül yakıt tüketimi, güç ve moment değerleri elde edilirken, motor daha az vuruntulu çalışmaktadır. Ayrıca biyomotorin; motoru, güç azaltıcı birikintilerden temizleme ve motorinden çok daha iyi yağlayıcılık özelliklerine sahiptir. Aşağıda çeşitli firmalarının biyomotorin için verdikleri garanti bilgiler sunulmuştur.

Çeşitli firmaların araç markalarına biyomotorin için verdikleri garanti bilgileri.

Firmalar

TAŞITLAR

Audi

Otomobiller : Tüm TDI Modelleri – 1996'dan beri

Case-IH

Traktörler- Tüm Modeller-1971'den beri

BMW

Otomobiller : Model 525 tds-1997'den beri

Claas

Biçerdöğerler- Traktörler

Farvman  Diesel

Motorlar

Fiatagri

Traktörler : Yeni modeller için

Ford AG

Traktörler : Yeni modeller için

Holder

Traktörler

Iseki

Traktörler : 3000 ve 5000 Serileri

John Deere

Traktörler- 1987'den beri

John Deere

Biçerdöğerler-1987'den beri

KHD

Traktörler

Kubota

Traktörler : OC , Super Mini, 05, 03 Serileri

Lamborghini

Traktörler : 1000 Serisi

Mercedes-Benz

Otomobiller : C , E 220, C 200 ve 220 CDI Serileri

Mercedes-Benz

Kamyon, Otobüs : BR 300, 400, Unimog Serileri-1988'den

Same

Traktörler-1990'dan beri

Seat

Otomobiller : Tüm TDI Serisi- 1996'dan beri

Skoda

Otomobiller : Tüm TDI-Serisi- 1996'dan beri

Stevr

Traktörler- 1988'den beri

Stevr

Botlar : M 16 TCAM ve M 14 TCAM Serileri

Valmet

Traktörler- 1991'den beri

Volkswagen

Otomobiller : Tüm TDI Serisi- 1996'dan beri

Volkswagen

Otomobiller : Tüm yeni SDI Serisi (EURO-3)

Volvo

Otomobiller : S80-D, S70-TDI ve V70-TDI Serileri

Toksik Etki:
Biyomotorinin olumsuz bir toksik etkisi bulunmamaktadır.
Biyomotorin için ağızdan alınmada öldürücü doz 17.4 g biyomotorin/kg vücut ağırlığı şeklindedir.
Sofra tuzu için bu değer 1.75 g tuz/kg vucüt ağırlığı olup tuz, biyomotorinden 10 kat daha yüksek öldürücü etkiye sahiptir.
İnsanlar üzerinde yapılan elle temas testleri biyomotorinin ciltte %4' lük sabun çözeltisinden daha az toksik etkisi olduğunu göstermiştir.
Biyomotorin toksik olmamasına karşın, biyomotorin ve biyomotorin/motorin karışımlarının kullanımında; motorin için zorunlu olan standart koşulların (göz koruyucular, havalandırma sistemi v.b.) kullanılması öneril-mektedir.

Depolama:
Motorin için gerekli depolama yöntem ve kuralları biyomotorin için de geçerlidir. Biyomotorin temiz, kuru, karanlık bir ortamda depolanmalı, aşırı sıcaktan kaçınılmalıdır.
Depo tankı malzemesi olarak yumuşak çelik, paslanmaz çelik, florlanmış polietilen ve florlanmış polipropilen seçilebilir.
Depoloma, taşıma ve motor malzemelerinde bazı elastomerlerin, doğal ve butil kauçukların kullanımı sakıncalıdır. Çünkü biyomotorin bu malzemeleri parçalamaktadır. Bu gibi durumlarda biyomotorinle uyumlu Viton B tipi elastomerik malzemelerin kullanımı önerilmektedir.

Soğukta Akış Özellikleri:
Biyomotorin ve biyomotorin/motorin karışımları, motorinden daha yüksek akma ve bulanma noktasına sahiptir; bu durum yakıtların soğukta kullanımında sorun çıkarır.
Akma ve bulanma noktaları uygun katkı maddelerin (antijel maddeleri) kullanımı ile düşürülebilmek-tedir. Biyomotorin/motorin karışımları 4 °C üzerinde harmanlama ile hazırlanmalıdır.
Soğukta harmanlamada biyomotorinin motorin üzerine eklenmesi, sıcakta harmanlama da ise karışımda daha fazla olan kısmın az kısım üzerine eklenmesi önerilmektedir.
Eğer harmanda soğumaya bağlı olarak kristal yapılar oluşursa, harmanın tekrar normal görünümünü kazanması için bulutlanma noktası üzerinde ısıtılması ve karıştırılması gerekmektedir.

GENEL BİLGİLENDİRME

Yaklaşık 10 yıldır dünyanın birçok ülkesinde insanlar artık dizel araçlarda bitkisel yağlarla esterleştirilmiş biyomotorin kullanıyorlar. Böylece, vazgeçilmez enerji kaynağı olarak görülen petrolün saltanatı sona eriyor. Biyodizel, bilim dünyasının yok olan enerji kaynaklarının yerine sunduğu yeni alternatiflerden sadece bir tanesi. Günümüzde; kömür, petrol, doğal gaz gibi fosil kökenli, birincil enerji kaynaklarının yanı sıra, yeni/yenilenebilir enerji kaynaklarının, enerji teknolojisinde değerlendirilmesi konusu, artan bir ilgi ve uygulama yoğunluğu göstermektedir. Yeni/yenilenebilir enerji kaynakları içinde en büyük teknik potansiyele “Biyokütle” sahiptir. Ana bileşenleri karbonhidrat bileşikleri olan bitkisel ve hayvansal kökenli tüm maddeler "Biyokütle Enerji Kaynağı", bu kaynaklardan üretilen enerji ise "Biyokütle Enerjisi" olarak tanımlanmaktadır. Bitkisel biyokütle, yeşil bitkilerin güneş enerjisini fotosentez yoluyla doğrudan kimyasal enerjiye dönüştürerek depolaması sonucu oluşmaktadır.

Fotosentez ile sağlanan bu enerji içeriği yaklaşık olarak 3.1021J/yıl değerindedir. Bu değer dünya enerji tüketiminin 10 katı enerjiye karşılık gelmektedir. Odun (enerji ormanları, çeşitli ağaçlar), yağlı tohum bitkileri (kanola, aspir, ayçiçek, soya v.b), karbonhidrat bitkileri (patates, buğday, mısır, pancar, enginar, v.b.), elyaf bitkileri (keten, kenaf, kenevir, sorgum, miskantus, v.b.), protein bitkileri (bezelye, fasulye, buğday v.b.), bitkisel artıklar (dal, sap, saman, kök, kabuk, v.b.), hayvansal atıklar ile şehirsel ve endüstriyel atıklar biyokütle enerji teknolojileri kapsamında değerlendirilmekte ve böylece mevcut yakıt-lara alternatif çok sayıda katı, sıvı ve gaz yakıtlarına ulaşılmaktadır. Biyokütle kökenli, en önemli Dizel motoru alternatif yakıtı BİYOMOTORİN’dir. Biyomotorin; biyodizel, Dizel-Bi, Yeşil Dizel adları ile de bilinmektedir. Biyomotorin üretiminde bitkisel yağ olarak; kanola, ayçiçek, soya ve kullanılmış kızartma yağları, alkol olarak; metanol, katalizör olarak; alkali katalizörler (sodyum veya potasyum hidroksit) tercih edilmektedir. Üretimdeki en önemli nokta biyomotorinin saflık derecesidir. Bu nedenle rafine edilme aşaması önem kazanmaktadır. Biyomotorin, %99 değerinin üzerinde saf üretilmelidir. Biyodizel verim ve motor/performans olarak mazot’tan çok daha fazla avantajlar sunmaktadır. Biyodizelin diğer yakıt türlerine göre avantajları;

Biyodizel;
Çevre dostu
• Yenilenebilir hammaddelerden elde edilebilen,
• Atık bitkisel ve hayvansal yağlardan üretilebilen,
• Anti-toksik etkili olan,
• Biyolojik olarak hızlı ve kolay bozunabilen,
• Kanserojen madde ve kükürt içermeyen,
• Yüksek alevlenme noktası ile kolay depolanabilir, taşınabilir ve kullanılabilir özelliklere sahip,
• Yağlayıcılık özelliği mükemmel olan,
• Motor ömrünü uzatan,
• Motor karakteristik değerlerinde iyileşme sağlayan,
• Kara ve deniz taşımacılığında kullanılabilen,
• Isıtma sistemleri ve jeneratörlerde kullanıma uygun,
• Stratejik özelliklere sahip,
• Mevcut Diesel motorlarında hiçbir tasarım değişikliği gerektirmeden kullanılabilen,
• Ticari başarıyı yakalamış bir yeşil yakıttır.

BİYODİZEL’İN KIRSAL KESİME ve ALTERNATİF TARIM ÜRETİMİNE YÖNELİK SOSYO-EKONOMİK KATKILARI

AB ülkelerinde Biyodizel, klasik dizel yakıt’a %2 oranında karıştırılıyor. 2010 yılında %10, 2020 yılında %20 oranları hedeflenmiştir.
Sürekli yenilenen kaynaklardan elde edilmesi ise, en büyük avantajıdır.
Aynı zamanda bitkisel üretimden sağlanması zorunluluğu, alternatif ürün konusunda sıkıntı çeken ve kırsal kesimde yasayan, hayatını tarımdan kazanan insanlarımıza ciddi ve yüksek kazançlı bir alternatiftir.
Almanya ve Belçika'da başlı başına saf bir yakıt olarak, BİYODİZEL’İ kullanılmaktadır.
Biyodiel; daha yüksek kalorili olduğundan dolayı aynı miktar Motorine göre daha fazla yol kat edilebilmektedir.
Öte yandan Biyodizel üretim işleminin yan ürünü olan gliserin de diğer alanlarda kullanılmak için değerlendirilir.
Biyodizel: Yenilenebilir kaynaklardan üretilmesi ve atık madde emisyonlarının fosil motorine göre daha düşük olması nedeniyle gelecekte Petrodizelin kullanımına son verecek tek alternatif olacaktır.
Günümüzde Avrupa ülkelerinin pompalarında biyodizel satılmakta ve dizel araçlar herhangi bir motor modifikas-yonuna gerek duymadan bu yakıtı kullanabilmektedir.
Biyodizelin tek, (ama ülkemiz için AVANTAJ olarak değerlendirilecek) problemi; çok büyük miktarlarda bitkisel yağın bu yakıtın üretimine yöneltilmesi gerekliliğidir. Ülkemizin şu anda 5.5 milyon ton BİYODİZEL ÜRETİM KAPASİTESİ VARDIR. Bu nedenle BİYODİZEL, HIZLA ARTAN TÜKETİM ve YÜKSELEN TALEP SONUCU, ELBETTE; KANOLA, ASPİR, SOYA VB. YAĞLI BİTKİLER: ÇİFTÇİLERİMİZ İÇİN SÜREKLİ VE ARTAN ÖZELLİKLİ TALEBİ İÇERECEK ve GELECEKTE DE YÜKSEK TALEPLİ YAĞLI ÜRÜNLERİN TARIMINI TALEP ETMEYİ SÜRDÜRECEK, STRATEJİK SANAYİ TARIMININ VAZ GEÇİLMEZ ÜRÜNÜ OLACAKTIR.
Biyodizel, Türkiye'de mevcut olanaklarla uygulamaya alınabilecek en önemli alternatif yakıt seçeneklerinin EN BAŞTA GELENİDİR. Çünkü Ülkemizde KARA VE DENİZ TAŞIMACILIĞINDA DİZEL MOTORLU TAŞITLAR, ENDÜSTRİDE İSE JENERATÖRLER İÇİN ÖNEMLİ MİKTARDA MOTORİN KULLANILMAKTADIR.
Petrol tüketimimizin ancak %15'i yerli üretimle sağlanabilmektedir.
Petrol ürünleri tüketimi içinde ise, en büyük pay %34 değeri ile motorine aittir.
Biyodizel kullanımı ile petrol tüketiminde ve egzoz gazı kirliliğinde SON DERECE ÖNEMLİ BİR azalma gerçekleşecektir. Biyodizel üretmek ve kullanmak için Türkiye yeterli ve uygun alt yapıya sahiptir.
Türkiye; kanola, ayçiçek, soya, aspir gibi yağlı tohum bitkilerinin enerji amaçlı tarımına son derece uygun bir ülkedir.
Hükümet, önlem ve teşvikler kapsamında, tarımda sadece; kanola ve soya ekimine destek verme kararı almıştır.
Düşük, yetersiz ve düzensiz teşvik uygulamasına karşılık bu durum bile, çiftçiye bir yön vermektedir.
Kanola, Aspir ve soya ekimi mutlaka ek bir bedelle, yeterli düzeyde desteklenmelidir.
KIŞI ILIMAN GEÇEN BÖLGELERİMİZDE KANOLA İKİNCİ ÜRÜN OLARAK DA EKİLEBİLİR.

TARIMI SORUNSUZ ve MALİYETİ BUĞDAY ve AYÇİÇEĞİNDEN ÇOK DAHA AZ OLAN KANOLA, TÜRK ÇİFTÇİSİ İÇİN ÖNEMLİ BİR KURTARICI OLACAKTIR.

GAP Bölgesi'nde 10 milyon dekar alanda sulu tarım olanağı vardır; bölgede pamuğun yanı sıra, dönüşümlü olarak kanola ve soya ekimi olumlu olacaktır. Çok genel bir hesaplama ile, GAP Bölgesi'nde dönüşümlü olarak sadece bu sulu alandaki kanola ve soyanın dönüşümlü ekimi sonucu yılda 1.5 milyon ton biyodizel üretimini gerçekleştirmek olanaklıdır. Öte yandan aynı bölgede tarıma uygun olduğu halde tarım dışı konumdaki 17milyon dekar alandan sağlanacak olan 2,5 milyon ton biyodizel’i de dikkate aldığımızda bölgenin toplam biyodizel üretim kapasitesinin 4 milyon ton/yıl olacağı açık ve net olarak gözler önüne serilmektedir. Bu nedenle Enerji amaçlı tarımın, Türkiye tarım politikası içinde yer almasını sağlamak üzere, çiftçilerimizin yönlendirilmesi, ülkemize EKONOMİK ve İSTİHDAM açısından çok önemli değerler kazandıracaktır. Türkiye'deki son gelişmeler sonrasında, umut verici bir sonuç olarak, BİYOMOTORİN-BİYODİZEL; biyoyakıt olarak, yerli tarım sonucu bitkisel yağlara bağlı hale getirilir ve yakıt vergilerinden muaf tutulup, teşvik edilen bir ürün konumuna sokulursa, bu durumda Türkiye’nin bitkisel yağ dengesindeki (ciddi açık olan) tarımsal üretimin artması, yağlı tohum bitkilerinin enerji tarımı için ekimin hızla yaygınlaştırılması sonucu ortadan tamamen kalkmasına, öte yandan son derece belirleyici biçimde istihdam sorununa da kalıcı çözüm sağlama olanağını sunacaktır. Elbette buna bağlı olarak Biyomotorin üreticilerinin ulusal ve uluslararası borsa kurallarının hüküm sürdüğü bu ticari alanda, sürekli ve uygun fiyatla yağ alım/satımı yapmaları da oldukça sorunsuz bir noktaya taşınacaktır. Bugün Almanya, Avusturya gibi ülkelerin başarılı uygulamalarının arkasında kanola tarımı vardır. Biyomotorin üreticisinin enerji tarımı yapması ve/veya sözleşmeli tarım uygulaması, yani hammadde girdilerini bizzat sağlaması şarttır.
Bu nedenle tarımsal üretime yönlenmek bu işin olmazsa olmazıdır. Ayrıca çok önemli bir noktayı atlamamak gerekmektedir. 2004 itibarı ile ülkemizde bitkisel yağ fiyatı ve bulunabilirliği motorin fiyatı değerlendirilmesi içinde biyomotorin maliyeti hesaplanmakta ve dengeleri tutturmak pek çok girişimci için çok zor gözükmekteydi. Ancak 2005'den başlayarak motorin içinde belli artan oranlarda biyomotorinin bulunması başta Avrupa Birliği ülkelerinde olmak üzere zorunluluk olacaktır. Çünkü yeni nesil Diesel motorlu taşıtlar için düşük kükürtlü motorin kullanımına geçilmektedir. Bu oldukça önemli bir avantaj oluşturmuştur. Ve şu nedenle çok önemlidir; Düşük kükürtlü motorinlerde yakıtın sahip olduğu yağlayıcılık özelliği azalmaktadır.

Motorine katılacak biyomotorin;

1. yağlayıcılık özelliğini arttırırken,
2. katkısı ile kükürt içeriğini arttırmayacak ve motor performansında olumlu etki yapacaktır.
3. Bu konuda bilinen tek optimum teknik çözüm, motorine biyomotorin katılmasıdır.
4. İşte bu kapsamda biyomotorin, yakıt sektörünün aranan bir ürünü’ dür.

 

Türkiye, biyomotorin üretimini gerçekleştiren yeterli teknolojiye ve yakıtın kullanımına sahip bir ülkedir.

Ülkemizdeki teknik alt yapı ile her kapasitede biyomotorin üretim tesisinin uygun maliyetlerle kurulması müm-kündür. Çünkü Türkiye yağ teknolojisini bilmektedir. Bu nedenle bir yağ ürünü olarak biyodizelin üretimi sorun olmayacaktır. İyi tohum orijini için rekolte, dönüm başına 550-700 kg. dır. Ancak ortalama değerler açısından konuya yaklaşmak doğru olacaktır. Bu ortalama değer doğrultusunda konuya bakıldığında, tohumlardan % 45 oranında (ağırlık olarak) Kanola Yağı elde edilebiliyor. Yani (1 kg Kanola tohumundan 450 gr hamyağ çıkmaktadır. Bu hamyağ, metanol ile reaksiyondan sonra EN AZ 450 gr biyodizel yakıta dönüşmektedir.) Yani şu anda dönüm başına en düşük değer olan 550Kg.lık rekolte verimliliğine göre 247.5Kg., dönüm başına 700Kg.lık rekolte verimliliğine göre ise 315Kg. Kanola Hamyağı elde edilebilecektir. Burada elbette Rekoltenin dönüm başına 550 kg. olması halini dikkate almak, ulaşılacak amacı realize etmesi açısından en düşük hata payını oluşturacaktır. Yani bu konuda yapılacak olan tüm yorum ve hesaplamalarda elde edilecek Kanola Yağı miktarını, 247.5Kg. olarak dikkate almak gerekiyor.

Yani beher dönüm başına 247.5 Litre biodizel, elde edilecektir. Bu verilerin ortalama değerler üzerinden gerçekleştiğini varsayarsak, 1 dönümden ort. 550Kg.(biz üretim/ma-liyet hesaplamalarımızda dönüm başına 0,4ton olarak değerlendirme yapıyoruz)Kanola tohumu rekoltesi edinileceği ve buradan da 550x%45=247.5Litre biyodizel üretileceğini ifade edebiliriz.

DÜNYA PETROL KAYNAKLARI 80 YIL SONRA TÜKENECEK
• Dünyanın çıkarması en ucuz petrolü Irak'ta. Varil başına çıkarma maliyeti 1 dolar. Suudi Arabistan'da ise 2.5 dolar.
Global enerji ihtiyacının yüzde 38'i petrolden karşılanıyor.
• Petrolü keşfetmek ve çıkarmak ortalama 3-10 yıl alıyor.
Türkiye'nin petrol tüketiminin 2010 yılında 49.3 milyon ton’a, yaklaşık 250.000.000 varil petrol’e, 2020 yılında ise 69.1 milyon ton’a, yaklaşık 350.000.000 varil petrol’e yükseleceği öngörülüyor.
• Dünya petrol tüketiminin, 2020 yılına kadar yüzde 60 oranında artarak, günlük 120 milyon varile ulaşması bekleniyor.
ABD petrol ithalatının yüzde 15'ini Afrika'dan gerçekleştiriyor. Kuzey Amerika yüzde 31.1'lik pay ile petrol tüketiminde birinci sırada yer alıyor.
• OPEC'in rezervleri şu anki tüketim oranlarıyla 80 yıl yetecek petrol kaldığını gösteriyor.

…yukarıdaki tablo’ya şimdi bir kez daha dikkatlerimizi yoğunlaştırmamız gerekmiyor mu?

Bir yandan klâsik fosil kökenli enerji kaynaklarının hızla tükeniyor olması, öte yandan hızla tükenmekte olan bu kaynakların Doğa’yı Yüksek Oranda Kirletmesi ve geleceğimizi ciddi boyutlarda tehdit etmesi ve diğer yandan da bu kaynaklardan edinilen Enerji Maliyetlerinin Pahalı olması, Ama çok daha önemlisi; Doğal Kaynaklardan edinilen ve Kg/Cal. düzeylerinin Klâsik fosil kökenli kaynaklardan Edinilenlerden çok daha yüksek verimlilikte olması, uzunca bir süredir Tüm dünya’nın; YENİ, TEMİZ, YENİLENEBİLİR VE SINIRSIZ KAYNAKLAR özelliğine sahip bu biyolojik kaynaklara, hızla yönelmesine neden olmuştur.
Bu yaşanan gerçekler sonucu Ülkemiz UYGULANAN ULUSAL PROJE OLARAK;
• Biyomotorin üretim tesisleri öncelikle kırsal kesimde konuşlandırılmalı, tarım makinelerinin, kamyonların bu yakıtı yoğun olarak kullanımları sağlanmalıdır.
• Ayrıca egzoz kirliğinin yoğun olduğu büyük şehirlerde toplu taşımacılıkta biyomotorin kullanımının, ulaşım maliyetlerini ve çevre kirliliğini önemli ölçüde azaltması açısından yararlı ve oldukça verimli bir yatırım olacağı asla göz ardı edilmemelidir.
• Türkiye'de 2000 yılından beri biyomotorin’e; ticari girişimcilerde, medyada ve devlet kurumlarında artan bir ilgi mevcuttur; Devletimiz böylece biyomotorinin popüler bir konuma ulaştığı gerçeğini bir yatırımcı mantığı içerisinde görmelidirler.
• Türkiye'de bitkisel yağ sektöründe ve yakıt sektöründe biyomotorin bilinmekte olup, yeni yatırım alanı arayanlar, finans çevreleri, yabancı yatırımcılar ve çok uluslu şirketlerde de yakın bir ilgi söz konusudur.
• Ülkemizde'de 2003 yılında yaklaşık olarak 10.000 ton biyomotorin üretilmiştir.
• İstanbul, Bursa, Kocaeli, İzmir, Adana, Mersin, Urfa gibi illerimizde küçük ve orta kapasitede kesikli süreçlerle üretim yapılmaktadır.

AŞAĞIDAKİ ALANIN TAMAMI 40 DÖNÜMLÜK BİR DİKİM SAHASINI SEMBOLİZE ETMEKTEDİR (32 X 50 = 1.600AD. PAVLONYA ) BU ALANIN ÖLÇÜLERİ 250M X 160M OLARAK DÜŞÜNÜLMÜŞTÜR. BÖYLELİKLE BU ALANA 5'er Metre ARA İLE 1600AD. PAVLONYA DİKİLİR  (HER NOKTA 1 AĞAÇTIR)


ÖNEMLİ NOT: 17. YIL KESİMİ YAPILDIKTAN SONRA ARTIK YENİDEN 1. KESİM ALANINDAN KESİM YAPMAYA BAŞLANACAK, BÖYLECE  HER YIL 10 YAŞINDA KESİM YAPILMIŞ OLACAKTIR.                                                                                                                                                                                        
Bu şöyle açıklanabilir: 8. yıl 1. kesim yapıldığında bu alanın yaşı (0)sıfır olur. Ertesi yıl 2. kesim alanının kesimi yapıldığında 1. kesim alanı 1 yaşında, buna karşın 2. kesim alanı sıfır yaşında olur. 3. kesim alanının kesimi yapıldığında 1. kesim alanı 2, 2. kesim alanı 1 yaşında olacaktır. Bu şekilde devam edildiğinde 10. kesimin     
yapıldığı yıl; 1. kesim alanı 9, 2. kesim alanı 8, 3. kesim alanı 7…...ve 10. kesim alanı sıfır yaşında olur. 10. kesim alanının kesimini izleyen ertesi yıl sıra yeniden 1. kesim alanının kesimine geldiğinde bu alan 10, 2. kesim alanı 9…10. kesim alanı 1 yaşında olacaktır.

İŞTE BU KESİM PLANLAMASINA GÖRE 10. KESİMİ İZLEYEN KESİM YILINDAN İTİBAREN ARTIK;

HER YIL 10 YAŞINDA ve HER BİRİ EN AZ 2,25M3 TOMRUK VERİMLİLİĞİNE SAHİP AĞAÇLARIN KESİMİ YAPILACAKTIR.                                                                                                   

Buradan devamla altta yer alan bilgiler ilk kesimin başladığı 8. yıldan, son kesimin yapılacağı 17. yıla kadarki kesimlerin tomruk verimliliklerini ifade ediyor.

BİLGİ: PAVLONYA' NIN İŞLENMEMİŞ TOMRUĞUNUN DÜNYA PİYASALARINDAKİ FİYATI M3 BAŞINA 200$'DIR. YANİ 300TL. TALEBE GÖRE İŞLENMİŞİNİN FİYATI İSE EN AZ 650$'DIR.                                                                                                                                                                                                   
BU BİLGİYE GÖRE 1.DÖNEM KESİMLERİNDE YETİŞTİRİCİNİN SAĞLAYACAĞI KAZANÇLAR AŞAĞIDADIR. ANCAK 2. ve SONRAKİ KESİM DÖNEMİ KAZANÇLARI HEP 10. YIL KESİMİNE EŞİT OLACAKTIR.


BİLGİ NOTU:  TOMRUKLARIN İŞLENEREK SATIŞI DİKKATE ALINDIĞINDA, BU KAZANÇ RAKAMLARINI EN AZ 2 İLE ÇARPMAK GEREKİR. ŞİMDİ DEVAM EDEREK AŞAĞIDAKİ BİLGİLERİ DE ÜSTTE YER ALAN BİLGİLERE EKLEMENİN OLDUKÇA ÖNEMLİ OLACAĞINA İNANIYORUZ.

Her Pavlonya, yarıçapı 40cm.olan daire çanağa alınır. Böylece 1Pavlonya için kullanılan alan 0,5m2 olur. 40dönümlük alanda 1600 adet pavlonya olduğuna göre pavlonyaların kapladığı ve tarım amaçlı olarak kullanamayacağımız alan toplamı:1600ad X 0,5m2 = 800m2, yani 0,8 dönüm olacaktır. Bu durumda geriye kalan 39,2 dönüm alanda, Hem de Pavlonyaların dikimlerinin yapıldığı yıldan başlayarak, örneğin; Kanola, Aspir gibi yağlı tohumu olan türleri yetiştiririz. Bu türlerden son derece nitelikli BİYODİZEL üretilir. Ayrıca bu alana, dönüm başına 5 adet olmak üzere, yüksek vasıflı bal üreten KAFKAS tipi arılar için kovanlar konulur. Bu durumda bu alana 200 adet bal üretimi amaçlı kovanlar konur. Her kovan, sezonda EN AZ 20Kg. BAL ÜRETİR. Yani sezonda toplam EN AZ 4 TON BAL ELDE EDİLİR. BAL' IN TON FİYATI EN AZ 4500TL'dır. Bu verilere göre yetiştirici daha en başta sadece BAL' dan her yıl EN AZ 18.000TL. gelir elde eder. Öte yandan bu alandan beher dönüm başına 400kg. yağlık tohum üretilir.

Toplam 39,2 dönüm alana yapılan ekimden elde edilecek toplam üretim 39,2 X 0.4ton/dönüm = 15.7Ton olur. Tohumun ton başına 2009 fiyatlarına göre fiyatı 650TL.' dir. Yetiştirici böylelikle her yıl ayrıca 15,7 X 650TL=10.205TL. Tutarında bir gelir daha elde eder(KANOLA YILDA 2 KEZ EKİLİP HASAT VERİR. BU DURUMDA YILLIK YAĞLIK TOHUM ÜRETİMİ EN AZ 30Ton OLUR. ANCAK BİZ BUNU 15.7Ton OLARAK DİKKATE ALDIK).  Böylece üreticinin dikim alanından elde edeceği tomruk gelirine kadar geçecek ilk 8 yıllık süreçte HER YIL 18.000TL BAL ve 10.205TL Yağlık tohum geliri olmak üzere bu alandan elde edeceği geliri TOPLAM OLARAK 28.205TL/yıl OLACAKTIR.(YILLIK DÜZENLİ AYLIK GELİR: 2.350TL) 8.YILDAN İTİBAREN BU GELİRE 72.000TL'den BAŞLAYAN TOMRUK GELİRLERİNİ EKLEDİĞİMİZDE, ORTAYA ÇIKAN TABLONUN ÜLKEMİZDE BAŞTA İSTİHDAM olmak üzere TEMEL SORUNLARIMIZA YÖNELİK OLARAK OLUŞACAK KENDİLİĞİNDEN ÇÖZÜMLEMELERİ İSE SİZLERİN YORUMLARINA BIRAKIYORUM. Eğer projenin çok daha geniş tabanı kapsaması ve istihdam edilecek insan sayısını yükselterek sermayenin daha da geniş tabana yayılmasını hedeflersek, o zaman en üstte yer alan arazi planlamasını;

  1. üstteki çizelgede yatay 40 ve dikey 25 rakamları arasındaki arazi büyüklüğünü düşünebiliriz. Bu arazi 25 dön. büyüklüğünde olup, bu alana 125 ad. Kovan koyarak toplam 2.5 ton/yıl bal elde edilir. Bu balın geliri 11.250TL./yıl olacaktır. Öte yandan yine bu alandan her yıl 24,5Dön. X 0.4Ton = 9.8Ton Yağlı tohum hasat edilecek ve buradan da 9.8 X 650TL = 6.370TL ürün girdisi sağlanacak, böylece üretici pavlonyanın ilk kesim dönemine kadar her yıl bu alandan 11.250 + 6.370 = 17.620TL/yıl gelir elde edecek, aylık ortalama kazancı 1.500TL. Kadar olacaktır. Bu alandaki toplam pavlonya sayısı 1.000ad. dir. Bu durumda üretici 8. yıldan itibaren her yıl 100 ad. Pavlonya kesecek ve ilk kesim yılında 150m3 Pavlonya tomruğu elde edecektir. Bu tomrukların değeri, ise 45.000TL. olacak ve bu yıldan itibaren üretici her yıl en az 17.620TL/yıl + 45.000TL/yıl = 62.620TL./yıl gelir elde edecek, yani ayda 5.000TL'nin üzerinde kazanç sağlayacaktır.
  2. Yine üstteki çizelgede yatay 40 ve dikey 30 rakamları arasındaki arazi büyüklüğünü düşünebiliriz. Bu arazi 30 dön. büyüklüğünde olup, bu alana 150 ad. Kovan koyarak toplam 3 ton/yıl bal elde edilir. Bu balın geliri 13.500TL./yıl olacaktır. Öte yandan yine bu alandan her yıl 29,4Dön. X 0.4Ton = 11.75Ton Yağlı tohum hasat edilecek, buradan da 11.75 X 650TL = 7.637TL ürün girdisi sağlanacak, böylece üretici pavlonyanın ilk kesim dönemine kadar her yıl bu alandan 13.500+7.637 = 21.140TL/yıl gelir elde edecek, aylık ortalama kazancı 1.750TL.'nin üzerinde olacaktır. Bu alandaki toplam pavlonya sayısı 1.200ad. dir. Bu durumda üretici 8. yıldan itibaren her yıl 120ad. Pavlonya kesecek ve ilk kesim yılında 180m3 Pavlonya tomruğu elde edecektir. Bu tomrukların değeri de 54.000TL. olacak ve bu yıldan itibaren üretici her yıl en az 21.140TL/yıl + 54.000TL/yıl = 75.140TL./yıl gelir elde edecek, yani ayda 6.000TL'nin üzerinde kazanç sağlayacaktır.

Bu durumda 1. arazi planlamasına göre düzenleme yapıldığında toplam 1.680.000 Çiftçi ve ailesi ile birlikte 6.720.000 bireye iş olanağı sağlanacaktır. Eğer 2. arazi planlaması dikkate alınırsa, bu takdirde 1.400.000 Çiftçi ve ailesi ile birlikte 5.600.000 bireye iş olanağı sağlanmış olacaktır. Ya da doğrudan doğruya burada ifade edildiği gibi arazi büyüklüğü 40 dönüm olarak ele alındığında, o zaman 1.050.000 Çiftçi ve ailesi ile birlikte 4.200.000 bireye iş olanağı sağlanacaktır. (Bu hesaplamalarda 1 çiftçi ailesi 4 kişi olarak dikkate alınmış ve yapılacak iş de, 4 kişinin yapacağı aile işi olarak değerlendirilmiştir.) SON OLARAK ÜLKEMİZDE TARIMA SON DERECE UYGUN OLDUĞU HALDE, ÜRETİME YETERLİ KAZANÇ VERİLMEDİĞİ ve ÜLKENİN İÇERSİNDE BULUNDUĞU İSTİKRARSIZLIK, YOKSULLAŞTIRMA, BAĞIMLI KİTLELER YARATMA POLİTİKALARI ve DAHA BİR ÇOK YAPAY NEDENE BAĞLI İŞBİRLİKÇİ UYGULAMALAR SONUCU TERK EDİLMİŞ BU VERİMLİ ALANLARIMIZIN BÜYÜKLÜĞÜ 42 MİLYON DÖNÜME(4,2Milyon HEKTAR) ULAŞMIŞTIR. BU PROJENİN ULUSAL PROJE OLARAK UYGULAMAYA SOKUL-MASI SONUCU, BU 42 MİLYON DÖNÜMLÜK ALANIN PLANLI BİÇİMDEKİ DÖNÜMLERDE PARSELLERE AYRILMASI HALİNDE, YUKARIDA İFADE ETTİĞİM GELİRİ BİR ANDA EN AZ 4.200.000 ÇİFTÇİ ve YETİŞTİRİCİ AİLELERİNİN ELDE ETMESİ İŞTEN BİLE OLMAYACAKTIR. BÖYLE BİR GELİR DÜZEYİNE ULAŞAN KİTLENİN, BU KAZANÇLARI SONUCU, ELEKTRONİK EŞYADAN, İNŞAAT SEKTÖRÜNE KADAR PİYASALARA YÖNELİK TETİKLEYECEĞİ ZİNCİR-LEME ETKİNİN YORUMUNU DA YİNE SİZLERE BIRAKIYORUM. BİZ BU ve DİĞER PROJE UYGULAMALARIMIZ İÇİN HAZIRIZ.

SON OLARAK İFADE ETMEK İSTERİM Kİ; BU VE DİĞER PROJELERİMİZ KAVRAMSAL DEĞİLDİR. BUNLAR MODEL UYGULAMA OLARAK HALEN UYGULANMAKTADIR.

DİLERİM Kİ; BU UYGULAMA ALANLARIMIZ GELECEK OLAN İSTEKLER SONUCU İNCELE-NİR.

BİZ BUNDAN ONUR ve GURUR DUYARIZ.

 

BİRLEŞTİRİLMİŞ PROJE;

Ülkemizde; ekilebilir, TARIMA SON DERECE UYGUN OLDUĞU HALDE, ÜRETİME YETERLİ KAZANÇ VERİLMEDİĞİ ve ÜLKENİN İÇERSİNDE BULUNDUĞU İSTİKRARSIZLIK, YOKSULLAŞTIRMA, BAĞIMLI KİTLELER YARATMA POLİTİKALARI ve DAHA BİR ÇOK YAPAY NEDEN’E BAĞLI İŞBİRLİKÇİ UYGULAMALAR SONUCU TERKEDİLMİŞ VERİMLİ ALANLARIMIZIN BÜYÜKLÜĞÜ 42 MİLYON DÖNÜME ULAŞMIŞTIR.
Bu alanlarımızı; KIYI ve DİĞER Bölgeler olmak üzere 2 ana bölge içersinde düşünüp, KIRSAL YERLEŞİM YERLERİNE öncelik vermek koşulu ile, örneğin; Kıyı Bölgelerimizi(Batı Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz) 10.500.000 Dönümlük ve her biri 30’ar, DİĞER BÖLGELERİMİZİ DE 31.500.000 dönümlük ve her biri 35’er dönümden oluşmuş parseller halinde planlayarak, üretim hedefi oluşturduğumuzda, önümüze şöyle bir tablo çıkacaktır:
1) KIYI BÖLGELERİ: 10.500.000Dön./30Dön.=350.000Parsel. Bu 30 Dönümlük araziler AİLE İŞLETMESİ ŞEKLİNDE İŞLENEN arazilerdir. Bir aileyi 4 işgücü kişi olarak dikkate aldığımızda, 10.500.000Dön.’lük, bu toplam alanda 350.000 X 4 = 1.400.000 Kişinin istihdam edilmesi söz konusu olacaktır.
a) 30Dön.’lük alanda; (150m.X200M. = 30.000M2) 150M./7.5m. = 20Ad. Pavlonya, 200m./5m. = 40Ad. Pavlonya olmak üzere, bu araziye 20 X 40 = 800Ad. Pavlonya dikilir.
b) Pavlonyanın dip çanakları, yarı çapı 40cm. olan daire alan içersinde bırakılır. Böylece 1Ad. Pavlonya 0.5m2 büyüklüğünde bir alanı işgal eder. Böylece Arazideki tüm pavlonyalar; 800Ad. X 0.5m2 = 400m2.’lik bir alanı kullanır. Bu alana başkaca bir ekim yapılmaz.
c) Bu durumda ekim yapılabilir arazi büyüklüğü 29.5Dön. olur. Bu alana ASPİR, KANOLA gibi yağ verimliliği yüksek türler ekilir. Söz konusu bu türlerin Dönüm başına verimliliği ort. 400Kg. dır. Bu durumda bu araziden yılda 29.5 X 0.4Ton = 12Ton yağlık tohum elde edilir(Kanola hasadının, yılda 2 kez ekim yapılması nedeniyle, belirtilen miktarın 2 katı olacağı göz ardı edilmemeli).
d) Kanola, Aspir gibi türlerin BAL ÜRETİMİNE son derece uygun çiçekleri vardır. Ayrıca Pavlonya çiçekleri de bal üretiminde özellikle kullanılan bir uygulamadır. Çünkü çiçekte kalma süreleri 4 ay kadardır. Öte yandan arazileri çevreleyen sınır kısımlarına çepeçevre HAYIT AĞACI dikilir. Bu tür’ün çiçekleri de BAL’a özel bir rayiha(tad ve koku) verir. Bu arazilere bal verimliliği son derece yüksek olan KAFKAS TİPİ ARILAR ve KOVANLARI yerleştirilir. 1 Dön. Alana en az 5Ad. Bal Kovanı konulur; yani bu araziye toplam 150Ad. Kovan konur. 1Ad. Kovan, üretim mevsiminde EN AZ 20Kg. Bal üretir. Böylece bu arazide her yıl EN AZ; 150Ad.Kovan X 20Kg. Bal = 3.000Kg. BAL ÜRETİLİR.

2) DİĞER BÖLGELER: 31.500.000Dön./35Dön. = 900.000Parsel. Bu 35 Dönümlük araziler, YİNE AİLE İŞLETMESİ ŞEKLİNDE İŞLENEN arazilerdir. Bir aileyi yine 4 işgücü kişi olarak dikkate aldığımızda, 31.500.000Dön.’lük, bu toplam alanda 900.000 X 4 = 3.600.000 Kişinin istihdam edilmesi söz konusu olacaktır.
a) 35Dön.’lük alanda; (175m.X200M. = 35.000M2) 175M./5m. = 35Ad. Pavlonya, 200m./8m. = 25Ad. Pavlonya olmak üzere, bu araziye en az: 25 X 35 = 875Ad. Pavlonya dikilir.
b) Pavlonyanın dip çanakları, yine yarı çapı 40cm. olan daire alan içersinde bırakılır. Böylece 1Ad. Pavlonya 0.5m2 büyüklüğünde bir çanak alan işgal eder. Böylece Arazideki tüm pavlonyalar; 875Ad. X 0.5m2 = 438m2.’lik bir alanı kullanır. Bu alana yine başkaca bir ekim yapılmaz.
c) Bu durumda ekim yapılabilir arazi büyüklüğü bu kez 34.5Dön. olacaktır. Bu alana yine ASPİR, KANOLA gibi yağ verimliliği yüksek türler ekilir. Söz konusu bu türlerin Dönüm başına verimliliği ort. 400Kg. olduğuna göre. Bu durumda bu araziden yılda 34,5 X 0.4Ton = 14Ton yağlık tohum elde edilir(Kanola hasadının, yılda 2 kez ekim yapılması nedeniyle, belirtilen miktarın 2 katı olacağı göz ardı edilmemeli).
d) Kanola, Aspir ve Pavlonya gibi türlerin BAL ÜRETİMİNE son derece uygun çiçekleri olduğuna göre, bu arazilere konan, bal verimliliği son derece yüksek KAFKAS TİPİ ARILAR ve KOVANLARINDAN, Dönüm başına koyulacak en az 5Ad. Kovandan, yani 35Dön. X 5Ad. Kovan = 175Ad. Kovan'dan her yıl EN AZ; 175Ad.Kovan X 20Kg. Bal = 3.500Kg. BAL ÜRETİLİR.

SONUÇ:

A- 1.Bölgede istihdam edilen kişi sayısı 1.400.000., 2.Bölgede istihdam edilen kişi sayısı 3.600.000. BÖYLECE STİHDAM EDİLECEK KİŞİ SAYISI: 1.400.000 + 3.600.000 = 5.000.000 KİŞİ OLACAKTIR.
B- 1.Bölgeye; 350.000Parsel X 800Ad.Pav. = 280.000.000Ad. Pavlonya dikimi yapılır ve 8. yıldan itibaren bu bölgeden HER YIL 1/10 ORANINDA KESİM STRATEJİSİNE GÖRE 28.000.000 Ad. PAVLONYA TOMRUĞU ELDE EDİLİR. Bu, parsel başına 80 Adet Pavlonya tomruğu demektir. 8 Yaşındaki Pavlonya tomruğu EN AZ 1.5m3 TOMRUK VERİMLİLİĞİNE SAHİPTİR. Buna göre 8. yıldan itibaren her yıl her alandan en az 80 x 1,5 = 120m3 Tomruk elde edilir. İşlenmemiş Pavlonya Tomruğunun m3 fiyatı DÜNYA PİYASALARINDA EN AZ 200$’dır. Yani 300 TL. Devlet olarak bu üretimlerin alım güvenceleri verileceğine göre, tomruğun m3 fiyatı, örneğin; 150TL. olarak belirlenebilir. Bu durumda üretici 8. yıldan itibaren ve her yıl SADECE PAVLONYA’DAN EN AZ 120m3 X 150TL. = 18.000TL. KAZANÇ SAĞLAR.
C- Ancak 8. yıla kadar sağlayacağı kazançları da olacaktır elbette. Bu kazançlar;
C1-1.Bölgede: 12Ton Yağlık Tohum X 650TL/Ton(2009’un fiyatları) = 7.800TL. YAĞLIK TOHUM’DAN,
C2-BAL’IN TON FİYATI 4.500TL.’DIR; 3Ton BAL X 4.500TL = 13.500TL.
C3- Böylece Çiftçi 30Dönümlük alandan 8. yıl’a kadar, her yıl; 13.500TL + 7.800TL. Olmak üzere toplam
Olarak 21.300TL. KAZANÇ SAĞLAR. Kazanç sağlar diyoruz, çünkü Devlet Pavlonya dikimi de dahil
olmak üzere üretmek ve yetiştirmek amacıyla, üreticinin tüm yatırım giderlerini, ilk 8 yılı ödemesiz
olmak üzere kredilendirir. Bu kredileri de 8. yıldan itibaren 10 yılda ve 10 eşit taksitte tahsil eder. İŞTE O
NEDENLE ÜRETİCİ 8. YIL’A KADAR HER YIL 21.300TL KAZANÇ ELDE EDER. DEVLET BU ÖDEMEYİ 12 EŞİT
TAKSİTTE MAAŞ ÖDER GİBİ YAPAR. YANİ HER AY HER AİLE İŞLETMESİNE 1.775TL. ÖDER. HATTA HER AİLE İŞLETMESİNE 225TL. ÜRETİM TEŞVİK DESTEĞİ ADI ALTINDA BİR DESTEKLE BİRLİKTE BU ÖDEMEYİ 2.000TL. OLARAK DA YAPABİLİR.
D- 8.Yıl’dan İTİBAREN PAVLONYA’DAN SAĞLANACAK EN AZ 18.000TL. BU KAZANCA EKLENECEKTİR. DEVLET BU NOKTADA TEŞVİK DESTEĞİNİ KESER. BU DURUMDA ÜRETİCİNİN YILLIK GELİRİ EN AZ; 21.300TL + 18.000TL = 39.300TL/Yıl. OLACAKTIR. DEVLET YİNE BU ÖDEMEYİ 12 EŞİT TAKSİTLE YAPAR. BÖYLECE HER İŞLETMENİN AYLIK NET GİRDİSİ EN AZ 3.275TL. OLUR. SİSTEM BU ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLÜR. 2.BÖLGE İLE İLGİLİ VERİLERİ DE ŞÖYLECE ORTAYA KOYABİLİRİZ:
E- 2.Bölgeye; 900.000Parsel X 875Ad.Pav. = 787.500.000Ad. Pavlonya dikimi yapılır ve 8. yıldan itibaren bu bölgeden HER YIL 1/10 ORANINDA KESİM STRATEJİSİNE GÖRE 78.750.000Ad. PAVLONYA TOMRUĞU ELDE EDİLİR. Bu, parsel başına 87Ad. Pavlonya tomruğu demektir. 8 Yaşındaki Pavlonya tomruğu EN AZ 1.5m3 TOMRUK VERİMLİLİĞİNE SAHİPTİR. Buna göre 8. yıldan itibaren her yıl her alandan en az 87 x 1,5 = 130m3 Tomruk elde edilir. İşlenmemiş Pavlonya Tomruğunun m3 fiyatı DÜNYA PİYASALARINDA EN AZ 200$’dır. Yani 300 TL. Devlet olarak bu üretimlerin alım güvenceleri verileceğine göre, tomruğun m3 fiyatı, örneğin; 150TL. olarak belirlenebilir. Bu durumda üretici 8. yıldan itibaren ve her yıl SADECE PAVLONYA’DAN EN AZ 130m3 X 150TL. = 19.500TL. KAZANÇ SAĞLAR.
F- 8. yıl’a kadar elde edilecek kazançlar ise; 14Ton Yağlık Tohum X 650TL = 9.100TL., 3,5Ton Bal X 4,500TL = 15.750TL Olmak üzere yılda; 15.750TL + 9.100TL = 24.850TL Olacaktır. Bu kazancın da yine yıl bazında 12 eşit ödeme şeklinde yapıldığını dikkate aldığımızda, bu bölge üretici ailesi 8. yıl’a kadar her ay 2.070TL Düzenli Girdi sağlayacak, bu; 8. yıldan itibaren: 24.850TL + 19.500TL = 44.350TL/Yıl olacak ve yine aylık ödemeler bazında her ay en az: 3.700TL olarak gerçekleşecektir.

TÜRKİYE TOPLAM YILLIK ÜRETİMLERİ (ÜLKEMİZDE PROJENİN UYGULAMA YILI İTİBARİYLE 9.YIL BAŞINA KADAR);
• 350.000parsel X 12Ton/Yıl Yağlı Tohum = 4.200.000Ton/Yıl 1. bölgeden elde edilecek yağlı tohum,
900.000parsel x 14ton/Yıl Yağlı Toh. = 12.600.000Ton/yıl 2.bölgeden elde edilecek yağlı tohum olmak Üzere, YILLIK YAĞLI TOHUM REKOLTESİ: 16.800.000TON OLACAKTIR(Kanola hasadının, yılda 2 kez ekim yapılması nedeniyle, belirtilen miktarın 2 katı olacağı göz ardı edilmemeli).
Bu üretim EN AZ 80.000.000 VARİL PETROL’E EŞDEĞERDİR. Parasal olarak (Petrolün varil fiyatı 77$); 80.000.000 X 77$ = 6.160.000.000$.
• 350.000parsel X 3Ton/Yıl Bal = 1.050.000Ton/Yıl Bal 1. bölgeden,
900.000parsel X 3,5Ton/Yıl Bal = 3.150.000Ton/Yıl Bal 2. bölgeden olmak üzere, YILLIK BAL REKOLTESİ: EN AZ 4.200.000TON OLACAKTIR.
• 9. yıl başından itibaren 350.000parsel X 80Ad.pavlonya/Yıl = 28.000.000 /Yıl pavlonya X 1,5m3 = 42.000.000m3 Pavlonya 1. bölgeden, 900.000parsel X 87Ad.Pavlonya/Yıl = 78.300.000Ad. /Yıl pavlonya X 1.5m3 = 117.450.000m3 Pavlonya 2. bölgeden olmak üzere, YILLIK PAVLONYA REKOLTESİ: 145.450.000m3 OLACAKTIR.
9. yıl başından itibaren 10 YIL SÜREYLE PAVLONYA REKOLTESİ M3 OLARAK 18. YILA KADAR HER YIL ÇOK CİDDİ MİKTARLARDA ARTIŞ GÖSTERECEKTİR. 8. YILDAN 18. YILA KADAR YAPILACAK KESİMLERDE, TOMRUKLAR BİR ÖNCEKİ KESİME GÖRE HEP 1 YAŞ BÜYÜK OLACAKTIR. BU DA HER YIL, BİR ÖNCEKİ YILA GÖRE AYNI KESİM SAYISINA KARŞILIK DAHA FAZLA M3 MİKTARINA SAHİP TOMRUK ÜRETİMİ DEMEKTİR. 18. YILDAN İTİBAREN İSE HER YIL 10 YAŞINDA VE BEHER TOMRUĞUN EN AZ 2.25M3 TOMRUK VERİMLİLİĞİNDE, SABİT VERİM SÜRECİ DÖNEMİNE GİRİLECEK, BÖYLECE ÜLKEMİZ BU DÖNEMDEN İTİBAREN HER YIL EN AZ 78.300.000Ad./Yıl Pavlonya X 2.25m3 = 176.175.000m3 pavlonya rekoltesinde sabitlenecektir. ÜLKEMİZİN YILLIK YAPACAK ve YAKACAK DA DAHİL OLMAK ÜZERE ENDÜSTRİYEL TOMRUK GEREKSİNİMİNİN FAZLASIYLA 36.175.000M3 OLDUĞU VARSAYILIRSA; KALAN 140.000.000M3 TOMRUK, İŞLENEREK İHRAC EDİLECEK MİKTARI İFADE ETMEKTEDİR. İŞLENMİŞ TOMRUĞUN KAYIBININ EN ÇOK %10 OLDUĞU DİKKATE ALINDIĞINDA, ÜLKEMİZİN İŞLENMİŞ TOMRUK MİKTARI EN AZ 125.000.000M3 OLACAKTIR. PAVLONYA, DÜNYA ÖLÇEKLERİNDEKİ TALEBİNİN ÇOK ALTINDA ÜRETİLMEKTE, BU NEDENLE TALEBİ OLDUKÇA YÜKSEK BİR ÜRÜN KONUMUNDADIR. İŞLENMİŞ PAVLONYANIN 2008 YILI DÜNYA FİYATLARINA GÖRE FİYATI: EN AZ 650$, YANİ 975TL’DİR. DEVLETİN ÜRETİCİDEN ALIŞ FİYATI OLAN 150TL’ Yİ BU RAKAMDAN DÜŞTÜĞÜMÜZDE, KALAN NET RAKAM YUVARLAK OLARAK EN AZ 800TL/M3 OLACAKTIR. BÖYLECE BU ÜRÜNÜN İHRACATINDAN ÜLKEMİZE HER YIL EN AZ: 125.000.000M3 X 800 = 100.000.000.000TL GİRDİ SAĞLANABİLECEKTİR. (SADECE BU RAKAM 2010 BÜTÇESİNİN 1/3’ÜNDEN DAHA FAZLADIR)
• ÖTE YANDAN ÜLKEMİZDE PROJENİN BAŞLAMASIYLA BİRLİKTE, İZLEYEN YIL İTİBARİYLE EN AZ 16.800.000TON YAĞLIK TOHUM ÜRETİMİ GERÇEKLEŞECEKTİR(Kanola hasadının, yılda 2 kez ekim yapılması nedeniyle, belirtilen miktarın 2 katı olacağı göz ardı edilmemeli).
GÜNLÜK BİYODİZEL ÜRETİM KAPASİTESİ 100 TON OLAN BİR TESİSİN 1 YILDA İHTİYAÇ DUYACAĞI YAĞLIK TOHUM EN FAZLA 110.000TON’DUR. BU TESİS BU MİKTAR TOHUMDAN YILDA 36.500TON BİYODİZEL ÜRETİR.
BUNA GÖRE 16.800.000TON YAĞLIK TOHUMUN EN FAZLA 3 TONUNDAN 1TON BİYODİZEL ÜRETİLECEKTİR. ÜRETİM SONRASINDA GERİYE 11.200.000TON LİFLİ, %5-6 ORANINDA YAĞ İÇEREN, ZENGİN BİTKİSEL BESİN, PROTEİN, MİNERAL VE VİTAMİNLERE SAHİP KÜSPE KALACAKTIR. BU KÜSPE %25-26 ORANINDA DOĞAL KEMİK TOZU İLE ZENGİNLEŞTİRİLDİĞİNDE, BURADAN 14.000.000TON SON DERECE SAĞLIKLI, TAMAMEN DOĞAL VE YÜKSEK BESLEYİCİ DEĞERLERE SAHİP HAYVAN YEMİ ELDE EDİLİR. BU YEMİN TON SATIŞ FİYATININ 600TL KADAR OLDUĞU DİKKATE ALINDIĞINDA, BİYODİZEL ÜRETİM TESİSLERİ BU ATIĞI DÖNÜŞTÜREREK VE SAĞLADIĞI GİRDİYİ, MALİYETLERİNDEN DÜŞTÜKLERİNDE 1 LİTRE BİYODİZELİ DİĞER TÜM MALİYET KALEMLERİ DE DAHİL OLMAK ÜZERE EN ÇOK 85-90KURUŞA MAL EDECEKTİR. BUNUN ANLAMI İSE ÖZELLİKLE ÜRETİCİLERİMİZİN YAKIT GEREKSİNİMLERİNİ, LİTRESİ 110-115KR.'A KARŞILAYABİLECEKLERİDİR.
• BU DURUMDA ÜLKEMİZDE BU TOHUMLARIN TAMAMINI İŞLEYEBİLECEK 100TON/GÜN KAPASİTELİ TESİSLERDEN 153 TANE KURULMASI GEREKMEKTEDİR.
YANİ ÜLKEMİZDE YILDA 36.500TON X 153TESİS = 5.600.000TON BİYODİZEL ÜRETİECEKTİR. BU İSE EN AZ 1.500.000 DİZEL ARACIN YILLIK YAKIT GEREKSİNİMİNİN TAMAMININ KARŞILANACAĞI ANLAMINDADIR.
• BİR DİĞER AÇIDAN BAKILDIĞINDA; BÖYLE BİR ÜRETİM SONUCU ÜLKEMİZ PETROL İTHALATINA 6,2 MİLYAR DOLAR (9,2 MİLYAR TL) DAHA AZ ÖDEME YAPACAK, BU DA HAZİNEMİZE KALACAKTIR.
• ELBETTE BÖYLE BİR UYGULAMA BİRÇOK İŞ KOLUNDA CİDDİ İSTİHDAMLAR OLUŞTURACAK, DURMA/TÜKENME NOKTASINDAKİ BİR ÇOK İŞ KOLU (TAŞIMACILIK, MOBİLYA, GIDA SEKTÖRÜ, İNŞAAT SEKTÖRÜ VB.) İNANILMAZ BİR CANLILIK VE DİNAMİZME KAVUŞACAK, İŞÇİ ÇIKARTMALAR, YERİNİ İŞÇİ ALIMLARINA BIRAKACAKTIR.
• ÖZETLE; BÖYLE BİR BAŞLANGIÇ, TÜM SEKTÖR VE PİYASALARI ZİNCİRLEME REAKSİYONLA TETİKLEYECEK VE BUNA BAĞLI, İNANILMAZ GÜZELLİKTEKİ SONUÇLAR KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKACAKTIR.

SON ÖZET

BU PROJENİN UYGULANMASI SONUCU ÜLKEMİZDE YARATILACAK ULUSAL EKONOMİK DEĞER, BU PROJENİN ETKİLEYİP TETİKLEYECEĞİ DİĞER SEKTÖRLER HARİÇ, EN AZ: 100.000.000.000TL Pavlonya + 18.900.000.000TL Bal + 11.000.000.000TL Yağlık Tohum + 9.200.000.000TL Petrol ithalat tasarrufu + 9.500.000.000TL Petrodizel yerine kullanılan Biyodizelin sağladığı tasarruf + 8.400.000.000TL Hayvan Yemi Üretimi olmak üzere = 157.000.000.000TL OLACAKTIR.
Not: Bu noktada, Türkiye’nin 2010 yılı Bütçesinin 287Milyar TL. olduğu hususuna dikkatleri çekmek isterim.

TESİS KURMANIN SAĞLAYACAĞI AVANTAJLAR VE 100 TON/GÜN KAPASİTELİ BİR TESİSİN YATIRIM MALİYETLERİ İLE KÂRLILIKLARINI İÇERİR ÖZET BİLGİ
Biyodizel Tesisi oluşturarak;

ENERJİ GİRDİLERİ KONUSUNDA DIŞA BAĞIMLI OLMAMANIN AVANTAJI, TESİS İLE BİRLİKTE ELDE EDİLECEK DİĞER TÜM AVANTAJLAR DİKKATE ALINDIĞINDA KIYAS DAHİ EDİLEMEYECEK KADAR YÜKSEK DEĞERE SAHİP AVANTAJLAR SAĞLAMAKTADIR.
Şöyleki;
Değer üreten her üretim odağı, mutlaka enerjiye bağımlılık noktasındadır. Eğer enerji girdileri konusunda tam bir bağımlılık, bir diğer deyiş ile bu kabuğu kıramamanın çaresizliği söz konusu ise, büyük yatırımlar yaparak tesis edilen iş’in, GERÇEK ANLAMDA MUTLAK SAHİBİ olunduğu ne kadar gerçektir sorusu ciddi bir sorudur.
İşte o nedenle;
ENERJİ GİRDİLERİ KONUSUNDA DIŞA BAĞIMLI OLMAMANIN AVANTAJI, TESİS İLE BİRLİKTE ELDE EDİLECEK DİĞER TÜM AVANTAJLARLA KIYAS DAHİ EDİLEMEYECEK KADAR YÜKSEK DEĞERE SAHİP EN ÖNEMLİ AVANTAJ OLACAKTIR. İfadesinin en doğru anlatım olduğuna inanmamak olanaklı değil.

100 TON/GÜN KAPASİTELİ BİYODİZEL TESİSİ.

(Her biri 20 ton üretimi sağlayacak 5 ünite’nin seri ve paralel montajla yapılandırılması şeklinde)
100 ton/gün kapasiteli Uluslararası tüm standartlara uygun bir tesisin piyasa ortalama üretim yapmaya hazır, anahtar teslimi fiyatı (KDV Hariç) 810.000 eu.’dur.
Bu tesisin biyodizel üretimi için gereksinimi olan girdi ham ürün ve malzeme talebi:
• 100.000 Kg. Ham yağ/gün (Kanola, Aspir vb.):  100Ton x 700TL = 70.000TL, (*)
• 20.000 Kg. Metanol/gün:                                20Ton x 900TL = 18.000TL ve
• 500 Kg Toz Kostik/gün:                               0.5Ton x 2000TL = 1.000TL
Toplam olarak 89.000 TL/gün Üretim için girdi gereksinimi.
• Bu kapasiteli bir tesisin gereksinimi olan işçi sayısı, 3’lü vardiya sisteminde ortalama 21’dir. Bunlardan üretim şefi konumunda olan 3 kişiye 1.000 x 3 = 3.000, diğer 18’ine ise 900’er x 18= 16.200 TL/Ay net Ücret ödendiğini ve bu şekilde bu çalışanların işletmeye aylık maliyetlerinin yol+ yemek + SSK Olmak üzere Toplam 38.000TL,
• Basit Muhasebe işlevi ile büro hizmetleri ve iletişim işlevinden sorumlu bir sekreterin yine 1.000TL/ay net ücretinin yol+ yemek + SSK Olmak üzere Toplamda 1.500TL olacağını,
• Aylık Elektrik-su ve telefon giderinin 30.000TL,
• Tüm bu sürecin yürütülmesinden sorumlu ve aylık maliyeti ortalama 9.000TL düzeyinde olacak olan bir işletme müdürü de dikkate alındığında, İşletmenin 1 aylık işletme ve personel gideri ortalama 94.500TL kadar olacaktır. Biz bu maliyeti, yanılsama faktörünü dikkate alarak 100.000TL olarak kabul edelim.
• Bu giderler toplamının 1 günlük tutarı: 100.000TL / 30 = 3.500TL / gün olacaktır.
• Bu durumda günlük üretim girdi maliyetinin Giydirilmiş hali 89.000 + 3.500 = 92.500TL / Gün olacaktır.
• 1 Kg Biyodizelin kesafeti 0.88’ dir. Yani 1 ton biyodizel 1.000 litre değil, ortama 1.120 litredir.
• Bu bilgi doğrultusunda 100 ton/gün biyodizel 112.000 litredir.
• Buna göre 1 litre biyodizel’in giydirilmiş üretim maliyeti: 92.500TL / 112.000 litre = 83kr./ Litre’dir
• İşletme eğer bu üretimin tamamını kendi bünyesinde kullanıyor ise, işletmenin sadece enerji boyutlu tasarrufu: [ 293kr.(Normal dizelin piyasa litre fiyatı) – 83kr. (İşletmenin aynı enerji girdi maliyeti) = 210kr. (İşletmenin 1 litre yakıttan sağladığı girdi tasarrufu).]
• İşletmenin günlük kullanım miktarı 112.000litre ise, İşletme , 112.000 x 2.10TL= 235,200TL / gün NET TASARRUF SAĞLAR,
• Görüldüğü üzere günlük üretim kapasitesi 100 ton YANİ 112.000 Litre olan biyodizel tesisinin, ilgili işletmeye beher gün için sunduğu net tasarruf ASGARİ 235.000TL olmak üzere Aylık toplamda EN AZ 7.000.000TL TUTARINDAKİ BİR HARCAMANIN İŞLETME KASASINDA KALACAĞINI NET BİÇİMDE GÖRMEKTEYİZ. (Ortalama 500 adet TIR’a sahip bir Kooperatif yada bir kaç Taşıyıcı Şirketin ortak tesisi veya İzmir gibi bir Büyük Şehir Belediyesinin Toplu Taşım Araçlarının Yakıt Giderinin Karşılanması şeklinde de düşünülebilir. Burada 1 ad. TIR veya Toplu Taşım Aracının 200Lt/Gün tüketim yaptığı varsayılırsa, yukarıdaki harcama, Motorin yerine BİYODİZEL kullanıldığında, ilgili kuruluşun kasasında kalır. Ya da işletme bu ürünü 110kr. gibi mütevazi bir fiyatla piyasaya aktarsa, günde: 112.000 X 0.27Kr. kâr = 30.240TL/Gün ve 30.240TL X 30 = 907.200TL/Ay kâr elde eder.)
• Tesisin kuruluş maliyetinin anahtar teslimi olarak 810.000 EU olduğu göz önüne aldığında, bu tesisin tesis edilme maliyetinin yine bizzat tesis tarafından sadece 5 gün ile 70 gün gibi bir süreçte işletmeye tamamen BEDAVA denilen noktaya taşıdığı açıkça görülmektedir.

SONUÇ: Bu kapsamdaki bir yatırım, ÖZETLE;
• Yatırım giderlerinin olağan üstü kısalıktaki bir süreçte geriye dönme özelliği taşıması,
• Üretim materyalinin (Burada Biyodizel) rekabet ortamından OLUMSUZ OLARAK etkilenmeyen nitelikte bir ürün olması,
• Üretilen ürünün, sonsuz yenilenebilir üretim kaynaklarına dayanması,
• Üretim kaynaklarından sağlanan üretimin, gerektiğinde farklılaştırılabilir ürünlere dönüşme özelliğe sahip olması,
• Üretilen ürünün, artarak artan TALEP GRAFİĞİNE sahip olması,
• Buna karşılık ARZ’ın daha alt seviyede bir grafik seyrine sahip bulunması,
• Enerji tüketiminin tüm dünyada SÜREKLİ ARTIŞ TRENDİ içersinde olması,
Sonuçlarına bağlı olarak; Bu özelliklere sahip bir yatırımın SIFIR düzeyinde RİSK taşımasına karşılık, MAKSİMUM seviyede VERİMLİ olduğu açık bir gerçek olarak ortaya çıkmaktadır.

(*): Kanola, Aspir gibi yağlı tohumların 2009 fiyatları ton başına 650 TL.’dir. 3 ton yağlı tohumdan 1Ton Biyodizel elde edilir. Eğer işletme ham yağ gereksinimini tohum alımı yoluyla karşılarsa, sıkma sonrasında kalan 2Ton küspeyi %25-26 oranında kemik tozu ilavesi ile; Kalsiyum, Fosfat, Potasyum vb. doğal besinlerle zenginleştirip Hayvan yemine dönüştürür ve en az 2,5Ton hayvan yemi elde eder. Bu yemi, tüm maliyetleri düştükten sonra Ton başına Net 500TL. kâr ile satar(Satış Fiyatı 575TL). İşletme buradan kasasına Net olarak: 2,5 X 500TL = 1.250TL. girdi sağlar. Bu durumda: (3ton tohum X 650TL) –.1.250TL (Girdi) = 1.950TL (Bürüt Tohum Maliyet) – 1.250TL (Girdi) = 700TL BİYO-DİZEL ÜRETİMİ İÇİN KULLANILACAK HAM YAĞ’IN ÜRETİM GİRDİ (GERÇEK) MALİYETİ OLUR.

Pavlonya Projesi

Önemli Not !!!

Yukardaki dosyaları açmak için "Adobe Reader 8" veya üstü sürümleri, bilgisayarınıza kurulu olması gerekmektedir. Bu programın en güncel sürümünü bu linkten indirip bilgisayarınıza kurabilirsiniz:

http://get.adobe.com/reader/

OCAK – 2010

Sn. Bedri Ağaç’ ın Projeler ve Uygulamaları Sorumlusu, Projeler Sahibi 
M. Ruhi Sayman
0505 705 27 20
www.bedriagac.org,
Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

 

Yorumlar (7)
  • Mahmut

    Süper düşünülmüş ve kapsamlı proje. Ama bu proje bütünsel olarak uygulamak çok daha manyıklı olur. Bu projeyi devlet desteklemesi lazım.

  • HASAN

    :) Slm.Bu ürünlerle ilgili aydınlatıcı çağdaş bilgileri ve önerileri tarımla uğraşan bizlere sunduğunuz için teekkür ederim.Vatanıını bu toprakları gerçekten seven milliyetçi kişiler sizlersiniz.Önerilerinizi kendi arazimde değerlendirmeyi düşünmekteyim.ilginizi bekliyorum.Saygılar

  • HASAN

    :D Slm.Bu proje süper,Vatanını ve bu toprakların kıymetini bilen,gerçek milliyetci kişiler olarak sizleri tebrik eder.Desteklemek için yanınızda olmak isterim.

  • Ahmet AYDIN

    Bu yazdıklarınız ilgi çekici ama önemli olan kanola ve aslir üreticilerinin pazarlama sorunu Şahsım olarak degerlendirmem şu iki yildır aspir ekimi yapıyorum 0,50 kuruştan alıcı bulamıyorum bu yılda 150.000 m2 aspir ekimi yaptım yine aynı pazarlama sorunu var ürün elimde kalırsa devlet desteklemeside alamıyorsun. hülasa sözü uzatmaya gerek yok öncelik pazar bu yönde bir çalışma yapılırsa memnun olurum. YOZGAT / Merkez ahmet AYDIN 0542 361 68 18 SAYGILARIMLA

  • m. ruhi sayman  - yönlendirildiniz

    Sayın Ahmet Aydın;
    Zaten bizim bu projelerimizin temel amacı; YENİDEN, DOĞRU, PLANLI, İHTİYAÇ veya İHRACAT GÖZ ÖNÜNE ALINARAK PLANLI ÜRETİM yapmak. Böylelikle bir yıl, para ediyor diye herkesin üretim yaptığı aynı ürünün ekilmesi sonucu, yüksek arz, düşük talep gereği üreticinin ürettiği ürünün para etmemesi nedeniyle düş kırıklıklarının yaşanmasının sona erdirilmesidir.
    Aspir ile ilgili sorununuz için size, Boğazlıyan'dan Sn. İdris Oğuzhan'ı yönlendirdim. Sn. Oğuzhan sizi arayacak. Ancak herhangi bir nedenle iletişim sorununuz olursa; sn. Oğuzhan'ın tel. no'su: 0542 586 08 40.
    Kendisiyle iletişim kurarsanız, büyük bir olasılıkla sorununuzu çözümleyebilirsiniz.
    Sağlık ve Esenlik dileklerimle.
    M. Ruhi Sayman
    0505 705 27 20

  • Murat Uzun  - Karadenizde Bu ağaç yetişirmi?

    Karadenizde Bu ağaç yetişirmi?

  • ruhisayman  - Sn. Murat Uzun;

    Sn. Murat Uzun;
    Eğer bana ruhisayman@hotmail.com adresinden ve/veya 0505 705 27 20 no'lu telefondan ulaşırsanız sizi, alacağım bilgiler doğrultusunda geniş biçimde bilgilendirebilirim.
    Sağlık ve Esenlik dileklerimle
    m. ruhi sayman

Sadece kayitli kullanicilar yorum yazabilir! Sitemizden tamamen yararlanmak için lütfen sitemize üye olunuz. Üye olmak için buraya tıklayın.
Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Eylül 2011 22:34
 

Kimler Bağlı

Şu anda 2 konuk çevrimiçi

İstatislik

Üyeler : 1981
İçerik : 52
İçerik Tıklama Görünümü : 172887
You are here  :