PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı   
Pazar, 29 Ağustos 2010 01:06

KPSS’DE KOPYA SKANDALI VE OLAYIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

 

Türk Eğitim-Sen, KPSS’de soruların sızdırıldığını ve soruların binlerce kişiye servis edildiğini delilleri ile birlikte ortaya koyarak kamuoyunun dikkatine sundu. Elde edilen KPSS eğitim bilimleri sorularını içeren “PDF” formatındaki dosya 5 Temmuz 2010'da saat 14.22'de oluşturulmuş, dosya tarihinin değiştirilmediğini, orijinal dosya üzerinde değişiklik yapılmadığını tespit edilmiştir. Sınav ise 10 Temmuzda yapıldı. Dosya, sınavdan beş gün önce kimliği tespit edilen bir e-mail adresine gönderiliyor. Bu sorular, muhtemelen her il merkezindeki onlarca kişiye gönderildi ve onların e-mail adresinin üzerinden başkaları da bu soruları aldı. Hatta İlleri aşmış ilçelere kadar bu sorular servis edilmiş. Tabi çalınan soruların rastgele iyilik olsun, amme hizmeti gibi dağıtılmadığı, grup, ekip ve mensubiyet dayanışması ile seçilmiş kişilere servis edildiğini anlamamak safdillik olur. Birtakım grupların kendi mensuplarına avantaj sağlamak için bu soruları ele geçirdiği ve sızdırdığı açık. İktidar ve her konuda panter gibi iktidarı savunan yandaş medya olayın üzerine gitmemekte, hatta sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi üç maymunu oynamaktadır. Tabi ülke öylesine yozlaşmış, değer yargıları öylesine yıpratılmış ve tarafgirlik öyle boyutlara vardırılmış ki; yapılan her türlü yolsuzluk, usulsüzlük ve hırsızlık adeta kanıksanarak normal sayılıp içselleştiriliyor ve maalesef yapanların yaptığı yanına kar kalıyor. Eğer ülkenin ve insanımızın hali pürmelâli böyle ise, değil birkaç maddesini Anayasayı kökten değiştirseniz bile sonuç değişmeyecektir. Önce kafaların değişmesi, vicdanların hür bırakılması, düşüncelerin özgürleştirilmesi gerekir. Nitekim ulu önderin dediği gibi: ”Cumhuriyet fikri hür, vicdanı hür nesiller ister.” Şimdi bu skandalla ilgili şu soruların ilgili siyasi sorumluları tarafından açıklanmasını bekliyoruz:

 

1.Bu sorular, bu iktidar dönemine kadar herkesin güven duyduğu bir kurum olan ÖSYM’den nasıl çalındı?

2.Bir gurubun kendi mensuplarını istenilen yer ve kurumlara getirebilmek için ÖSYM’nin ne derece hayati öneme haiz olduğunu hatırlatarak soruyoruz: ÖSYM’ye bu iktidar döneminde kaç kişi hangi kurumdan atama veya direk başlatma şeklinde göreve alındı?

3.Sadece YARIMAĞAN’ın ayrılması sorunu ve soru işaretlerini ne denli giderecek? Yoksa YÖK gibi tam denetim sağlandıktan sonra kuruma sütten çıkmış “AK” kaşık muamelesi mi yapılacak?

4.Geçmiş dönemdeki yapılan sınavlarda benzer işlerin olup olmadığı araştırılacak mı? (( 2007- 2008-2009) Neden bu tarihler? Çünkü; ikinci iktidar dönemi, yani korkuların yenildiği, daha güçlü ve cüretli olunduğu ve % 47 oyun etkisiyle gözü kara cesarete ulaşıldığı dönemi milad olarak alma taraftarıyım.)

5.ÖSYM’ce yapılan sınavlarda kopya çekerken tespit edilmenin geleceğini kamusal anlamda arayacaklar için yaratabileceği büyük tehlikenin bilinmesine rağmen buna nasıl cesaret edildi?

6.Tespit edilecek kişilere bu yaptırım uygulanacak mı? Eğer uygulanmaz ise toplumunda zaten oldukça zedelenmiş olan adalete güven duygusunun son derece zarar göreceği açık değil mi?

7.Kendilerine maksatlı olarak servis edilen şaibeli ve kesin olmayan belge ve bilgileri sür manşetten veren” TARAF SIZ?” yandaş medya bu konuyu acaba ne zaman lütfedip okurları ile paylaşacak? (Gerçi paylaşırken de muhtemelen ulusalcı derin devlet sorumludur der işin içinden çıkarlar herhalde.)

8.Bu skandalın siyasi bir sorumluluğu yok mu acaba? Çok öykündüğümüz AB Ülkelerinde böyle bir şey ortaya çıksa siyasi sorumluları yerlerinde durabilir miydi acaba? Ülkemizde “Adalet ve Kalkınma” böylemi sağlanacak acaba? Sevgili vatandaşlarımızın konuyu değerlendirip, yorumlamadan önce Sayın Hanefi AVCI’nın “Haliçteki SİMON’lar” kitabını okumalarını ve olaya bir de bu açıdan bakmalarını tavsiye ediyorum. Deve kuşu gibi başımızı toprağa gömerek tehlikeden kurtulacağımızı sanmak en hafif tabiri ile biraz saflık olmuyor mu? Bana ne bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın deyimine uygun davranmanın bizi nasıl yozlaştırdığı açık değil mi? Evet sevgili halkım; maalesef “Her şey güllük gülistanlık” demekle her şey gülistanlık olmuyor veya “Bal bal demekle ağız tatlanmıyor”

 

Bedri AĞAÇ

Yorumlar (0)
Sadece kayitli kullanicilar yorum yazabilir! Sitemizden tamamen yararlanmak için lütfen sitemize üye olunuz. Üye olmak için buraya tıklayın.
Son Güncelleme: Pazartesi, 13 Eylül 2010 23:19
 

Kimler Bağlı

Şu anda 22 konuk ve 1 üye çevrimiçi
  • meropqwed

İstatislik

Üyeler : 1982
İçerik : 52
İçerik Tıklama Görünümü : 172983
You are here  :