
|
|
|
| Bedri AĞAÇ tarafından yazıldı |
| Pazartesi, 13 Eylül 2010 23:49 |
REFERANDUM Sonuçlarının Derin Analizi;
1.DP: Demokrat Parti siyasi ömrünü ve misyonunu geri döndürülemez şekilde tamamlamış, tamamına yakın büyük çoğunluğu AKP’liye dönüşmüştür. Zaten fazla bir şey beklemek abesle iştigaldi. 2.BBP: BBP milliyetçi değerleri biraz daha muhafazakârlaştırarak MHP’nin de büyüyemeyen yapısını göz önüne alarak, bundan sonra küçük bir küskün Türk –İslamcı grubun marjinal partisi olmayla yetinmek zorundadır. 3.SP: Saadet Partisi referandumda aldığı EVET’çi tavrı ile misyonunu ve kaderini AKP’ye iyice bağlamıştır, hocanın son operasyonlarının ve okyanus ötesinin de etkisi ile kaçınılmaz olarak AKP içerisinde eriyip kaybolmaya doğru hızla ilerlemektedir. 4.BDP: BDP Güneydoğu ve Doğunun AKP ile beraber etkin gücüdür anacak, PKK’ nın vesayeti altındadır, asla bir kitle partisi olamayacaktır. Coğrafya, etnik ve ekonomik nedenlerle varlığını devam ettiren feodal Kürt yapısı gibi bölgeden beslenerek varlığını sürdürecek, ancak büyümeyi ve kitle partisi olmayı bırak, bölge dışında yaşayan Kürtleri bile kucaklayamayacaktır.
5.MHP: MHP aslında çizgisi en belirsiz durumdadır. Milliyetçilikle etnik çeşitlilik, Dincilik ile laiklik, evrenselcilikle, üçüncü dünyacılık gibi birbirleri ile taban tabana zıt ideolojik gruplaşma karşısında hem kiliseye hem camiye mum yakmakta ama iki arada bir derede kalmaktadır. Nitekim AKP İktidarının kökleşmesi ve rejimin güvencesiz ve sibopsuz kalmasına yol açan önemli yol ayrımlarında o çok eleştirdikleri AKP’nin değirmenine su taşımışlardır. Ve maalesef bu çelişki ve yalpalamanın sağlıklı bir öz eleştirisini bile yapamamışlardır. Terörist başının Türkiye’ye teslimi sonrasında aldığı oy görüp göreceği en büyük rahmettir. Gelecekten umut vermemektedir. Muhtemelen uzun yıllar varlıklarını sürdürecekler, merkezi ve otoriter liderlik yapılarını bozamayacaklardır. Ancak asla bu yapısı ile bir daha % 15 lerin üzerine çıkması, hele hele iktidar alternatifi olması kesinlikle söz konusu değildir. Referandumda tabanına sahip olamamış ve kendi seçmen kitlesinin büyük oranda EVET cephesine destek verilmesini engelleyememişlerdir. Unutulmamalıdır ki, geçici kitle kayıpları, kalıcı pozisyon değişikliklerine sebep olmaktadır. Görebilecekleri tek iktidar, aslında derin ve doğal bir sol düşmanı olmalarından da hareketle AKP’nin küçük ortağı olarak iktidara gelmek olacaktır. Ancak bu durumda; MHP’yi ve özellikle MHP’li kadroları AKP içerisinde eritip dönüştürecektir. 6.CHP: Lider değişimi ve iktidarın saçmalama boyutuna varan yanlış, hata ve noksanlarına rağmen oylarını artıramamaktadır. Aslında Referandumda AKP başarılı olmamış, CHP başarısız olmuştur. Peki neden; lafı hiç uzatmaya lüzum yok, Türk halkı çıkar ve menfaatlerini takip etmede ve havayı koklamakta eğitimi gereği değil ama belki şark kurnazlığı ile çok mahirdir. Gerçekleri görelim, Türkiye’de 9 milyona yakın yeşil kartlı mevcuttur, 15 milyona yakın açlık sınırı altındaki kitle devletin ayni ve nakdi yardımları ile denetim ve düzende tutulmaktadır. Nüfusun % 12 sini oluşturan engelli ve aileleri devletin direkt desteğine kaderini ve geçimini bağlamış durumdadır. Köy ve kırsalda oturanlar, her türlü devlet hizmeti ve desteğini son derece politize olmuş kurumlardan, iktidar partisinin himmet ve keyfiyeti ile sağlamaktadır. Bakınız Alevi köyleri bile bu korkuyla AKP’ye oy vermektedir. Şimdi Yaklaşık 20 milyona yaklaşan bu kitle, devletin ulufe ve sadaka gibi sağladığı bu hizmet ve yardımları kaybetme korkusuyla refleksiv olarak AKP’ye oy vermektedir. Peki bu kitle neden CHP’ye oy vermemektedir. Çünkü bu yapısıyla ve bu performansıyla CHP’nin iktidara gelebileceğine inanmamaktadır. AKP’nin yarattığı bu korku ve hesap sorulma endişesiyle aslında memnun olmasa da, benimsemese de, istemese de desteğini sürdürmektedir. Çünkü, CHP gerçekten iktidar alternatifi olduğunu ve ilk seçimde iktidara gelebileceğine halkı ikna edememektedir. Doğu ve güneydoğudaki evrenselcilikten uzak ulusalcı söylemleri ile MHP’ye yaklaşırken bölge halkından uzaklaşmaktadır. Doğu ve Güneydoğuda tabela partisi konumundadır. Peki ne yapmalıdır? Öncelikle Genel Başkanlarına bile oy kullandırmayı beceremeyen, Genel başkana hiçbir konuda yardımcı olup işini kolaylaştıramayan, aksine takıntıları, demode söylem ve tutumları dolayısıyla işi zorlaştırarak enerjisinin önemli bir bölümünü tüketmesine yol açan Genel Merkez yarından itibaren süratle ve tamamıyla yeni yıpranmamış, hevesli, yetenekli ve nitelikli kişilerle yenilenmelidir. Gerekirse bir seçim başarısızlığı da göz önüne alınarak; gerçekten başarılı sayılabilecek az sayıda il dışında tüm il ve ilçe teşkilatları yenilenerek belirtilen nitelikte kişilerden oluşturulmalıdır. Kimseyi kaybetmeden bu değişimi sağlarken, dışarıda bir tek küskün ve kırgın insan bırakılmamalıdır. Ülkenin kronikleşmiş sorunlarına çözüm önerileri, kompleksiz ve kararlı bir tarzda açık ve net olarak ortaya konmalı ve bu öneriler teşkilatlarca halka mutlaka tam ve doğru olarak anlatılmalıdır. Kürt vatandaşlarla, 1989 örneğinde olduğu gibi mutlaka birliktelik sağlanmalı, Kürtler; toplumla entegre ve barışık düzeyde kendilerini en rahat ifade edebildikleri ve siyaset yapabildikleri en doğru ve güçlü adresin CHP olduğu konusunda ikna edilmelidir. Üçüncü dünyacı ve statükocu algı ve görünüm mutlaka kırılmalı, CHP; gerçek demokrat, özgürlükçü, modern, değişimden yana, insan kak ve hürriyetlerine saygılı, bireyin mutluluğunu esas alan, gerçek anlamda Avrupa Sosyal Demokrasi değerlerini özümsemiş dinamik ve iddialı bir parti yapısına süratle bürünmeli ve bu konudaki samimiyeti, gayreti ve kararlı yaklaşımlarıyla geniş halk kitlelerini mutlaka ikna etmek suretiyle, gerçekten Ülkenin tek sağlıklı ve güçlü iktidar alternatifi olduğunu ortaya koymak zorundadır. Bedri AĞAÇ
Yorumlar (0)
Sadece kayitli kullanicilar yorum yazabilir! Sitemizden tamamen yararlanmak için lütfen sitemize üye olunuz. Üye olmak için buraya tıklayın.
Joomla components by Compojoom
|
| Son Güncelleme: Pazar, 25 Eylül 2011 01:34 |