İsrail-Kürt Kalkanı PDF Yazdır e-Posta
Bedri AĞAÇ tarafından yazıldı   
Çarşamba, 21 Eylül 2011 22:16

İsrail-Kürt Kalkanı


Bir bölümü uzun yıllardır Tarikat-Ticaret-Cemaat üçgeni tarafından oluşturulmuş, diğer kısmı AKP Hükümetinin acemilik döneminde üstelik devlet kredileri de kullanılarak kendilerine yakın gruplara satışı sağlanmış, bir grubu da çıraklık döneminde patronları ekonomik çıkar ve menfaat bağlamında yandaş hale getirilmiş medyanın büyük bir kısmının büyük bir gayretle “Füze Kalkanı” meselesinin gerçek yönünü kamuoyunun gözünden kaçırma ve halkı yanıltma faaliyeti içerisinde olduğu değerlendirdiğimizden; halkımızı bu kalkan meselesinde elimizden geldiğince aydınlatmak gerektiğini düşünüyorum. Fazla teknik bilgilere girmeden sistemi inceleyelim;

1. Füze Kalkanı Sistemi olarak adlandırılan sistem, bir Amerikan Savunma Sistemidir. Sistem uzaktan erişim ve uydu bağlantıları ile Amerika’dan sevk ve idare edilecektir. Yani Komutası yüzde yüz Amerika’dadır ve NATO ile alakası tamamen göstermeliktir. Komuta Amerika’da olduğu için Malatya’da radarın kurulacağı bölgede Türk yetkili olması hususunun hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur, çünkü sadece kurulan sisteme bekçilik yapılacaktır.

2. Radar Sisteminin ilk hedefi İRAN, bilahare diğer sistemlerle entegre edildiğinde Rusya ve Çin olacaktır.

 

3. Bu tür füze savunması sistemleri herhangi bir saldırıda ilk vurulacak hedefler olduğundan; bu sistemin Türkiye’de yukarıdaki adı geçen ülkelere karşı konuşlandırılıyor olması Türkiye’yi bu ülkelerin hedefi haline getirecektir. Bu gerçek Dünya ülkeleri ve kamuoyları tarafından açıklıkla bilinmektedir. Çünkü söz konusu o ülkelerde “eyyamcı ve yandaş medya” yapısı bizdeki kadar çok etkili değildir. Nitekim bu sistemin ilk önce kurulmasının planlandığı Çek Cumhuriyeti ve Polonya; kamuoylarının tepkisi ve protestoları neticesinde bu sistemin topraklarına kurulmasını reddetmişlerken, Türk kamuoyundan tık çıkmamaktadır.

 

 

Amerikan Balistik Okyanus Radarları

4. Ülkemizde kurulacak sistem füze sisteminin sadece radar bölümüdür. Yani Düşman taraftan atılacak füzelerin sadece tespitini ve hedefinin saptanmasını sağlayacak sistemdir. Ancak bu tespit otomatik olarak yapılacak ve veriler Amerika’daki komuta merkezine uydu aracılığı ile iletilecektir. Yani biz tamamen pasif izleyici konumundayız.

5. Savunma amacıyla atılacak füzesavar füzelerin bir bölümü Amerika’da konuşlandırılmış Kıtalararası Balistik Füzeler, diğer bölümü ise Amerikan Donanmasında görev yapan bazı Firkateynlere monte edilmiş vaziyette yani seyyar haldedir.

6. Radar sistemini aynı model bir adedi de İsrail’de kurulmuştur. Yalnız burada dikkatinizi çekmek isterim ki, İsrail NATO üyesi değildir, kendi milli füzesavar sistemi vardır ve Amerika İsrail’in ezeli ve ebedi Stratejik Ortağıdır.

7. Bu sistemin Türkiye’ye konuşlandırılıyor olmasının ilk ve en önemli hedefinin İran olduğu, asıl amacın yavaş yavaş kokusu çıkmaya başlayan bir İran-İsrail çatışmasında İsrail’in İran füzelerinden korunması, bununla beraber İran’da faaliyet gösteren Kürt bölücü hareketine karşı İran’ın Irak’ın kuzeyine girişeceği bir sınır ötesi harekatta Irak Kürt bölgesinin korunması olduğunu konuyla ilgilenen herkes net olarak biliyor. İşte bu nedenle bu sisteme “İsrail-Kürt Kalkanı” adını uygun görüyoruz. Çünkü; halkın “one minute şovları, dik duruş, mavi Marmara ve Gazze çıkışları” gibi “sahte İsrail düşmanlığı”ile gözü boyanırken, yani ipteki cambaza baktırılırken, ,İsrail’in güvenliğine bu büyük ve hayati katkıyı yaparak asıl dostluğumuzu gösteriyoruz. Bu konu Amerikalı ve İsrailli muhataplar tarafından gayet net bilinmekte ve memnuniyetle karşılanmaktadır. Medyanın pompaladığı ve yapılanlar ise tamamen tribün şovdur, gaz almadır.

8. Yani özetle füze radarı ülkemizde konuşlu olacağı için bir taraftan hasım ülkelerin direkt hedefi konumuna gelirken, bu radara entegre olabilecek kendi mili füzesavar sistemimiz bulunmadığı için, ülkemizin güvenliği, savunması ve kaderi tamamıyla “Büyük Dost ve Müttefikimiz” Amerika’nın iki dudağının arasında ve parmaklarının ucundadır. Ama hafızaları tazelemekte fayda var ki; biz bu müttefikliğin nasıl bir kandırmaca olduğunu; 1964 Küba krizinde adeta Rusya’ya karşı satıldığımızda, 1975 de Kıbrıs’ta ambargolara uğratıldığımızda, Amerikalıların güneydoğuda PKK’lı teröristlere silah ve mühimmat sağlayarak açık destek verdiğini gördüğümüzde, kahraman subaylarımızın başına müttefikimiz olan askerlerce çuval geçirildiğine utanarak şahit olduğumuzda ve benzeri bir çok alanda ve sayısız kez gördük.

 

Üzerinde tarihin en ciddi ve büyük asimetrik- psikolojik harbi uygulanmak suretiyle inanılmaz bir itibarsızlaştırma ve yıpratma kampanyasına tabi tutulan ve çeşitli tertip ve senaryolar sonucu mensuplarından 52’si General yaklaşık 300’ü aşkın subayı, terör örgütü üyeliği ve darbecilik suçlamaları ile aylardır tutuklu halde yargılanmakta olan TSK; “Füze Kalkanı” gibi tamamı ile ülkenin güvenliği ile ilgili olan ve hem teknik, hem taktik ve hem de stratejik boyutuyla işin uzmanı ve sahibi olması gerektiği konuda, herkes ahkam keserken, ağzını dahi açamıyor. Ve bu traji-komik tuhaflık; demokratikleşiyoruz teranesi ile kamuoyuna yutturuluyor. Muhalefet de ilkesel tutumunu ve duruşunu bir türlü belirleyemediği için demokratikleşiyoruz dezenformasyonuna kapılıp bazı çevrelere şirin gözükme adına TSK’yı bu büyük tertip karşısında yalnız bırakmıştır ve bırakmaya devam etmektedir.

Nitekim kendi alanıyla ilişkili bu son derece önemli konuda görüşlerini kamuoyu ile paylaşamayan, terörle mücadelede adeta eli ayağı bağlanan, bölücü terörle mücadelesinde sürekli yalnız bırakılan, çeşitli tertiplerle ve itirafçı örgüt mensuplarının iftiraları ile kahraman mensupları adeta darbeci, katliamcı, çeteci ve adi suçlu gibi damgalanmaya çalışılırken; Habur’da davul zurna ile teröristlerin karşılandığını, bu teröristler süratle tahliye olsunlar diye bölgede seyyar mahkemelerin kurulduğunu, örgüt üyeliğinden pişman olmadıklarını açıkça söyledikleri halde bu teröristlerin etkin pişmanlık yasasından yararlandırılarak 12 saat içerisinde serbest bırakıldıklarını, kendileri dağlarda çarpışıp binlerce şehit ve gazi verirken, çarpıştıkları terör örgütü yönetici kadrosu ile Başbakanlığa bağlı üst düzey bürokratların “müzakere yürüttüğünü ve pazarlık yaptığını” internete düşen ses kayıtlarından öğrenen TSK’nin sesini çıkaramadığını görünce; niye TSK’ya bu acımasız yıpratma kampanyalarının uygulandığını ve bu yıpratma ve itibarsızlaştırma kampanyalarının nasıl başarıya ulaştığını anlıyoruz. Çünkü istediklerini elde ettiler ve TSK’yı etkisizleştirdiler. TSK bu bundan sonra bu ve benzeri hiçbir hayati konuda da sesini dahi çıkaramaz ve görüşlerini kamuoyu ile paylaşamaz. Tabi biz bunu içimiz sızlayarak görüyor ve anlıyoruz ama asıl görmesi ve anlaması gereken aziz milletimizdir.

Yorumlar (2)
  • Anonim

    Fuze kalkanı işi komedi. Tam Azis Nesin Türkiye'si. Kardeşim elin radarının ne işi var bizim ülkemizde.

  • m. ruhi sayman  - JANDARMALIKTAN TETİKÇİLİĞE..

    ..Evet, eskiden biz conileri Jandarmalığını yapıyor olmayı bir zûl olarak görüp; bu duruma isyan ederken: Deniz Gezmiş'ler, Yusuf Aslan'lar, Hüseyin İnan'lar, Sinan Cemgil'ler, Kadir Manga'lar ve on'larca YÜREKLİ YURTSEVER GENÇ, -ki nacizane ben- YAĞMUR GİBİ YAĞAN MERMİLER ALTINDA BİLE BİR ADIM GERİ ATMAKSIZIN BİR; ONUR, ŞEREF, HAYSİYET VE BAĞIMSIZLIK kavgasında gözlerimizi kırpmaksızın ölüme meydan okuduk.
    ..Bu günleri yaşıyor olmak bizleri anlatılmaz biçimde kahrediyor.
    ŞU DURUMA BAKIN BE.. KATLANAMADIMIZ CONİ JANDARMALIĞINDAN, MÜSLÜMANLIK KONUSUNDAKİ ŞAMPİYONLUĞU KİMSELERE BIRAKMAYAN SAHTEKARLAR TARAFINDAN İSRAİL ve CONİLERİN TETİKÇİLERİ SEVİYESİ GETİRİLDİK.
    ...YAKIŞIR BENİM NEZİH(!) İSLAMCI'LARIMA...

Sadece kayitli kullanicilar yorum yazabilir! Sitemizden tamamen yararlanmak için lütfen sitemize üye olunuz. Üye olmak için buraya tıklayın.
Son Güncelleme: Çarşamba, 21 Eylül 2011 22:33
 

Kimler Bağlı

Şu anda 2 konuk çevrimiçi

İstatislik

Üyeler : 3830
İçerik : 68
İçerik Tıklama Görünümü : 212223
You are here  :