TSK Neden Hedefte? PDF Yazdır e-Posta
Bedri AĞAÇ tarafından yazıldı   
Cuma, 23 Eylül 2011 00:00

TSK Neden Hedefte?


Maalesef ülkemiz üzerinde çeşitli hesap ve bu hesapları gerçekleştirmeye dönük senaryoları olanlar; yıllardır hazırlıklarını yaptıkları bu senaryoları gerçekleştirmek üzere faaliyetlerini yoğunlaştırdılar. Bu senaryoları genellemek gerekirse hedef; ülkenin milli unsurlarının zayıflatılması, ulusal direnişin kırılması, bilahare ülkenin bölünerek ulusal devlet özelliğinin sona erdilirek küresel ulus üstü sermaye ve grupların ağırlıklı olarak da siyonist- emperyalist, yani AB ve ABD’ ci yönetim erkinin planladığı, hedeflediği bir yapıda yeni bir Türkiye senaryosunu gerçekleştirmektir. Nihai amaç; Türkiye’yi parçalayarak küçültülmüş, zayıf, iddiasız, ulusal refleksten uzaklaşarak küresel sömürgelere tamamen teslim olmuş bir ülke haline dönüştürmektir. Çünkü; Başta ABD, İsrail ve AB, bu coğrafyada böyle bir Türkiye istemektedir. BOP(Büyük Ortadoğu Projesi) bu planın somut ifadesidir. Bu maksatla kuzey Afrika dahil bütün ortadoğu arap baharı safsataları ile şekillendirilmiş ve şekillendirilmektedir. Kimse kendini kandırmasın artık sıraTürkiye’dedir.

Bu nedenle senelerce ülkemizin kendi kendi kendine yeter tam bağımsız bir ülke olması yolunda ilerlemesi her türlü unsur kullanılarak geciktirilmeye ve engellenmeye çalışılmıştır. Bunun içindir ki; bu siyonist – emperyalist yapının en büyük düşmanı ve hedefi Ülkenin kurucusu Mustafa Kemal ve onun tam bağımsız Türkiye hedefi olmuştur. Yani özetle hedef, milli bütünlüğünü muhafaza eden, halkçı, laik, demokratik, ulusalcı ve bağımsız sosyal hukuk devletinin tasfiyesidir. Bu nedenle bu yapı ve değerlere her alanda asimetrik yıpratma kampanyaları uygulanmış, başta din olmak üzere milletin milli ve manevi hassasiyetleri istismar edilmiş, eğitim sistemi başta omak üzere uluısal yapıya can ve kan veren bütün unsurlar acımasızca yıpratılmıştır. Demokratikleşme, değişim dönüşüm ve gelişim adıyla pompalanan, pazarlanan ve dayatılan bu deformasyonyonun hazırlık zemininin Özal’lı yıllarda alt yapısı hazırlanmış, 2001 suni krizi ile kaosa zirve yaptırılmış, millet şoklanarak kendisine kurtuluş reçetesi olarak sunulan siyasi yapıya mecbur ve mahkum edilmiştir. Siyonist- emperyalist, yani AB ve ABD’ ci yönetim erkinin hedef ve isteklerine en uygun yönetim olacağı ve en sorunsuz çalışılabileceğinin işaretleri daha 1994-1996 lı yıllarda görülen siyasi yapıya zemin hazırlanmış ve hertür unsur kullanılarak bu hedef 2002 seçimlerinde gerçekleştirilmiştir.

Acemilik, çıraklık döneminde tüm kurumlarda kadrolaşılarak dönüşümün alt yapısı hazırlanmış, bu maksatla da önce iş dünyası hiza istikamete sokulmuş, medyada yeni ve yandaş yapılar oluşturulmuş, siyasete çeşitli manüplasyonlarla müdahale edilmiş, üretimden uzaklaştırılan milyonlar, sadaka ekonomisi yapısı ile sisteme muhtaç ve mahkum hale getirilirmiş, cemaatin yıllarca sistemli ve hedefli çalışması ile bütün kurum ve kuruluşlara sızılmış ve sonuçta istenilen yapı oluşturulmuştur. Tüm çaba ve gayretlere rağmen bünyesine sızılamayan ve birtürlü kontrole alınamayan ancak vizyonu ve misyonu gereği; üniter, halkçı, laik, demokratik, ulusalcı ve bağımsız sosyal hukuk devletinin her koşulda koruyucucu ve kollayıcısı olan TSK üzerinde inanılmaz bir itibarsızlaştırma ve yıpratma kampanyası uygulanmıştır ve uygulanmaya devam edilmektedir. Nitekim iki önceki genelkurmay başkanı Başbuğ’un; “Ordu üzerinde tarihin en ciddi ve büyük asimetrik- psikolojik harbi uygulanmaktadır” itirafı ve ifadesi hafızalarda sonderece canlıdır.

Bu çabaların sonucu maalesef alınmıştır. İnanılmaz tertip ve senaryolar sonucu Silahlı Kuvvetlerin 50’si General yaklaşık 300 subayı, terör örgütü üyeliği ve darbecilik suçlamaları ile aylardır tutuklu halde yargılanmaktadırlar. Türk Ordusu Türk Milletlninin bağrından çıkan, ülkenin birlik ve bütünlüğünün teminatı olan, dosta güven hain ve düşmanlara korku veren cumhuriyet ordusudur.

Bölücü Örgüt lideri; müzkere ve pazarlıklarla muhatap olarak alınarak bir bakıma itibarlılaştırılırken maalesef Türk Ordusu sonderece yıpratılmış, irtibarsızlaştırılmıştır. Oysa şurası sonderece açık ve kesindir ki; Ordusu yıpratılan itibarsızlaştırılan millet de yıpratılmış ve itibarsızlaştırılmış demektir. Bir kazan gibi kaynayan ve hertürlü kirli seneryoların ve planların uygulamaya koyulduğu bu coğrafya ve konjonktürde ve diğer taraftan 2002 de durma noktasına getirilerek neredeyse bitirilen bölücü terörün iyice azarak, ükenin üniter yapısını ve birliğini alanen tehdit eden özerklik ilanlarının yaşandığı bu kaos ortamında, TSK’nın vatan ve millet savunması ile ilgili anayasal ve tarihi görevlerini nasıl yerine getirebileceğinin değerlendirmesini eğer kaldıysa sağduyulu vicdanlara bırakıyorum.

 

Yorumlar (2)
  • Anonim

    Bedri Bey,

    TSK'da çok da temiz değil. Bunu siz de kabul edin. Yanlış yanlış doğruya doğru demeliyiz.

  • ruhisayman  - Benim güzel ülkemin insanları...,

    Benim güzel ülkemin insanları(!) bu dünyanın en anlaşılmaz insanları olarak ün salmış insanlardır.
    Yahu kardeşim RTE ve ekibi hakkında yolsuzluk dosyalarının, çok az da olsa "temiz" ifadesinin kullanılmasının neredeyse mümkün olmaksızın anlatılması söz konusu bile değilken, sen kalk "...TSK'da çok da temiz değil de..".
    İnsaf be kardeşim, TSK 600.000 kişilik bir kurum ve çıka çıka 90 yılda 1-2 yolunu şaşırmış kişi çıkmış ve de Genel Kurmay derhal bu kişileri General ya da Er olduğuna bakmaksızın yargılamış, suçlu olan her kim ise rütbelerini söküp atmış, Ordu ile ilişkisini kesmiş, öte yandan İstanbul B. Şehir Belediyesinden başlayarak bu güne kadar her türlü yolsuzluğun, hırsızlığın, sahtekarlığın milyarı bir para ortalıkta dolaşanlara, sadece bu ülkeyi yönettiği için dokunulamazken, hatta bu dokunulmazlara kendilerini yargılayacaklara kendi yargı organlarını diledikleri gibi yapılandırma yetkileri, kömür torbaları, son kullanma tarihi geçmiş makarna paketleri karşılığı peşkeş çekilerek sorumsuzca, ülkenin geleceği asla düşünülmeden yağma hasanın böreği misali verilirken, sen bunları hiç dikkate bile almadan; "...TSK'da çok da temiz değil de..".
    El insaf be kardeşim.
    Buna tam anlamıyla, "gözünde mertekle dolaşırken, başkasının gözündeki belli belirsiz çapak'ı" başa kakmak denir.
    Elbette bir miligram hırsızlık ve yolsuzluk da hırsızlık ve yolsuzluktur. Ancak dediğim gibi Ordu içindeki bu çürük elmaları zaten kaldırıp çöpe atmış. Daha neyin peşindesiniz anlaşılır gibi değil.
    Yoksa hani meşhur bir Atasözümüzdeki gibi "Eşşeğini dövemeyen, Semerini döver" misali, deveyi hamuduyla götürenlerden korktuğunuz için semer mi dövüyorsunuz yoksa?

Sadece kayitli kullanicilar yorum yazabilir! Sitemizden tamamen yararlanmak için lütfen sitemize üye olunuz. Üye olmak için buraya tıklayın.
 

Kimler Bağlı

Şu anda 2 konuk çevrimiçi

İstatislik

Üyeler : 3830
İçerik : 68
İçerik Tıklama Görünümü : 212224
You are here  :