
| ŞEKİLLENDİRME |
| Pazartesi, 02 Mart 2009 00:33 |
|
ŞEKİLLENDİRME Ekonomi ile ilgili rakamlar artık gelecek yılların çok daha zor olacağına dair sinyaller veriyor. Hükümetin yıllık enflasyon ve büyüme hedefini tutturamayacağını açıklaması, cari açığın son üç yılda ülke tarihindeki toplam rakamın çok üzerine çıkması, ithalat ve ihracat arasındaki makasın açılması, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede 'arpa boyu' yol alınamaması, işsizliğe çare bulmak bir yana, son üç ayda 500.000 insanımızın kapanan ve küçülen işletmeler nedeniyle işten çıkarılmış olması her kesimden insanı kara kara düşündürüyor. Uluslararası serseri fonlar ve sıcak paranın geçtiğimiz 5-6 yıl gibi borç değirmenimize su taşımayacağını sağduyulu insanlar görebiliyor. Kimse yüksek sesle ifade etmese de bu durumun sürdürülebilir olmadığını görüyor.Türkiye hala dış etkilere karşı çok kırılgan ve birileri bu kırılganlığı kendilerinin stratejik planlarına uygun bir konjonktürde kullanmak için fırsat kollamaya devam ediyor. Nitekim yakın dönemimiz incelendiğinde uluslar üstü mekanizmanın ülkemize dönük projelerini uygulamaya koymadan kısa süre önce içteki direnci düşürmek ve kırmak için bu kırılganlığı acımasızca kullandığına şahit oluyoruz. Doktrinel olarak meseleye geniş bir perspektiften baktığımızda ABD düşünce kuruluşlarının ürettiği ve ABD’nin askeri doktrininde de yerini bulan “shaping” yani “ şekillendirme” kavramı ile karşılaşıyoruz. Özetle bir askeri veya politik operasyona başlamadan önce ilgili ülkede ekonomik ve siyasi bunalım ve kaos yaratmak suretiyle hedef ülke kamu oyu ve halk kitlelerinin şekillendirilerek, uygulanması planlanan operasyona uygun hale getirilmesi olarak tanımlamak mümkün. Evet hedef büyük orta doğu olarak adlandırılan hinterlanda “boşluktaki ülkeler” olarak adlandırılan ülkeleri denetime almak suretiyle ABD ve İsrail’in bekası ve hayati çıkarlarına uygun olarak ve bu nedenle de din eksenli olarak kurgulanan bir plan dahilinde bölgenin yeniden şekillendirilmesidir. Bölgede tarihsel nedenlerden kaynaklanan etnik ve mezhepsel farklılık ve çatışma alanları bu projenin uygulamada üzerine oturtulduğu temel kurgu niteliğindedir. Bu nedenle bu tür ayrılıklar her platform ve dönemde siyasi, ekonomik, askeri ve kültürel alanda sürekli istismar edilmiştir ve edilmektedir.Önümüzdeki dönemlerde oyun kurucular büyük operasyonlara imza atmaya hazırlanıyorlar. Sırada önce Suriye, sonra İran ve sonra da Türkiye var. Peki biz ne yapıyoruz? Günümüzü, yani kendimizi kurtarmaya odaklanmışız. Geleceğimiz mi? “Hayırlı olur”, “teğet geçer” “inşallah”. Bedri AĞAÇ
|
| Son Güncelleme: Çarşamba, 22 Nisan 2009 17:04 |